Hilal Kaplan yalancılara savaş açtı!

Bu ülkede ilk yalan söyleyen kazanıyor, Hilal Kaplan bu düzeni değiştirebilir mi?

Hilal Kaplan yalancılara savaş açtı!






Hilal Kaplan yalancılara savaş açtı!

Yalanı söyleyenler, hiç söylememesi gerekenler olunca, bu düzen kolay değişmez. 

Din adamı yalan söyler mi? 
Söylüyor.

Gazeteci yalan söyler mi?
Söylüyor.

Haber ajansı yalan haber yapar mı?

Yapıyor.

Siyasetçi yalan söyler mi?
Söylüyor.

İstihbaratçı  yalan söyler mi?
Söylüyor.

Camiye giden insan yalan söyler mi?
Söylüyor.

Kabe’ye giden insan yalan söyler mi?
Söylüyor.

A Cemaati, B Cemaati, C Tarikatı vs. yalan söyler mi?
Söylüyor.

Sabah yazarı Hilal Kaplan çıkmış diyor ki, “Yalan habere yaptırım getirilmeli.” 

Hay senin kalemini öpeyim!

Bu kadar yalancının karşısında  hayatta kalmak kolay mı?

Bu kadar yalancının karşısında yaşamak mümkün mü?

Yalancıların devletin en kılcallarına kadar sızdığı, devleti manipule ettiği, devlet başkanını yanıltabildiği, kul  hakkının yok sayıldığı bir dönemde yalancıya nasıl bir yaptırım getirilebilir ki?

AA gibi bir haber ajansı, yalan haber yazarak,  masumiyet  karinesini ihlal ederek tüm dünyaya "terörist" ilan edilince,  ailen, beşikteki çocukların bile terörist oluyor.

Teröristin eşi, teröristin çocukları.

Hilal Kaplan'ın böyle büyük yalanları  yok edecek, ortadan kaldıracak bir çözüm önerisi var mı?

İlk yalan söyleyen, doğru adamı ve ailesini yakıp yıkıyor. 

Doğru söyleyen yerlebir edilmiş. 

Hilal Kaplan bile yere düşürülmüş bir doğru söyleyeni ayağa kaldırmaya cesaret edemezken, nasıl olacak ki?

Pardon deseler, tamam mı?

Sıcak çaydanlıktan dökülen kaynar suyla yanan Ayşe bebeğin vücudundaki ve ruhundaki yaralar  iyileşir mi?

İki yıllık hasret, bir pardon ile ortadan kalkar mı?

Yıkılan aileler, bir pardon ile eski haline gelir mi?

İki sabi ile çaresizliğe, ölüme terk edilen bir annenin yüreğinin derinliklerindeki yaralar iyileşir mi?

Hilal Kaplan, evet iyileşir derse, ilk pardon’u kendisinin demesi lazım.

Zira aynı çatı altında kalemdaş olduğu yalancıların açtığı yaralar, kapanacak gibi değil.

Bu ülkede doğru söyleyen çaresiz. Çünkü, doğrunun kıymeti yok.

Doğruyu dinleyen yok.

Devletin savcısı yalanlarla dolu bir  iddianame hazırlıyor. 

Mahkeme yalanlarla kurgulanmış bir iddianameyi  kabul edip  seni yargılıyor. 11 ay cezaevinde yatırıyor. 11 ay eşinle telefonla görüştürmüyorlar.

Mahkemenin hakimi yalan iddianame ile ceza vermeye çalışıyor. Yurtdışı çıkış yasağı koyarak, garip bir kadını iki sabi çocukla ölüme terk etmek için elinden gelen herşeyi yapıyor.

Dosyada hangi iftira varsa, hepsinin doğrusunu belgeleriyle ortaya koyuyorsun, kimse dinlemiyor. Savcı ve mahkeme dosyada tahrifat yapıyor.

Bu kadar yalan ve dolana bu millet nasıl dayansın Hilal Kaplan?

Senin mesai  arkadaşın, Pensilvanya’ya FG’yi ziyarete gidiyor, boy boy fotoğraf çektiriyor, masum bir insanı FETÖCÜ diye suçluyor, hakaret ediyor. Bir gazetecinin kalemine yakışmayacak cümleler kuruyor.

Hangi yalanı düzeltelim?

Hangi acıyı, hangi merhemle yok edelim?

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023

E-Mail: gundem@sehitlerolmez.com