Kazan’dan Yükselen Sinyaller: Türkiye ve Rusya Arasında Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?
Kazan Forumu 2025’te Türkiye-Rusya ilişkilerinden Tatar kültürüne, Tolstoy ve Lenin’in Kazan yıllarından Putin’in diplomatik stratejilerine kadar geniş bir perspektif sunuldu.
Kazan’dan Yükselen Sinyaller: Türkiye ve Rusya Arasında Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
8500 Katılımcı, 100’lerce Temas: Kazan Forumu’ndan Yansıyanlar
Tataristan’ın başkenti Kazan’da düzenlenen uluslararası Kazan Forumu, 2025 yılında da küresel ilginin odağında yer aldı. “Rusya ve İslam Ülkeleri” temasıyla gerçekleştirilen forumda yaklaşık 8500 katılımcı ağırlandı. Rusya Bilimler Akademisi üyeleri ve birçok farklı ülkeden uzmanlar, forum boyunca siyaset, ekonomi ve kültürel diplomasi konularında fikir alışverişinde bulundu.
Türkiye’den davetli konuşmacı olarak katılan Ercan Uygur’un izlenimleri, Kazan’ın yalnızca tarihi ve kültürel bir merkez değil, aynı zamanda çok kutuplu dünya düzeninde diplomatik sinyallerin verildiği bir platform haline geldiğini ortaya koyuyor.
Kazan’ın Ekonomik ve Tarihî Ağırlığı: Volga’nın Bereketi, Gaspıralı’nın Mirası
Kazan, Avrupa’nın en uzun nehri olan İdil (Volga) Irmağı’nın bereketli topraklarında kurulu. 19’uncu yüzyıldan itibaren Rusya’nın Çin ile ticaretinin merkezi haline gelen şehir, Türkler, Müslümanlar ve Yahudi toplumlarının sermaye birikimiyle önemli bir ekonomik merkez olmuştur. Bu zenginliğin etkisiyle Kazan, aynı zamanda basım ve yayıncılık faaliyetlerinin de geliştiği bir yer olmuştur.
Kırım Tatarı İsmail Gaspıralı’nın çıkardığı “Tercüman” gazetesi burada basılmış; Türk birliği, Türkçenin korunması ve Rusya’daki Müslümanların hakları için mücadele bu topraklarda da sürdürülmüştür.
Tolstoy’dan Lenin’e: Kazan Üniversitesi’nin Siyasi Mirası
Kazan Üniversitesi, sadece bölgenin değil, Rusya tarihinin de önemli isimlerine ev sahipliği yapmıştır. Leo Tolstoy, burada Şark Dilleri bölümüne kaydolmuş; sınav konuları arasında Tatar Türkçesi de bulunuyordu. Üniversite yıllarında başarılı olamasa da Tolstoy’un bu dönemini geçirdiği ev bugün müze olarak ziyaretçilere açık.
1887 yılında aynı üniversiteye kayıt yaptıran bir başka isim ise Vladimir Lenin. Henüz 17 yaşındayken çarlık karşıtı protestolara katıldığı için okuldan uzaklaştırılan Lenin, Kazan’da geçirdiği aylar boyunca siyasal düşüncelerini olgunlaştırmıştır. Bu yönüyle Kazan, hem edebiyat hem devrim tarihine damga vuran bir şehir olmuştur.
Tatar Türklerinin Türkiye ile Bağları: Atatürk Döneminden Günümüze
Kazan’dan bakıldığında Türkiye ile olan tarihî bağların hâlâ canlı olduğu görülüyor. Forum sırasında karşılaşılan iki genç—biri resepsiyonda çalışan Asena, diğeri “Men Tatar Türküyrem” diyerek yaklaşan Gülnar—bu kültürel bağı yansıtan simgeler oldu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde Tatar aydınlarının önemli katkıları olduğu biliniyor. Bunların başında Yusuf Akçura geliyor. “Üç Tarz-ı Siyaset” makalesiyle Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük ekseninde stratejik tartışmalar yürütmüştü. Sadri Maksudi Arsal ise Atatürk’ün danıştığı hukukçu ve tarihçi olarak hem Meclis’te hem üniversitelerde etkili bir isimdi.
Etnograf Hamit Zubeyr Koşay ve tarihçi Akdes Nimet Kurat da Tatar kökenli bilim insanları olarak Türk tarih ve kültür kurumlarının inşasında kritik roller üstlenmiştir.
Kazan’dan Siyasete Dair Notlar: Putin, Trump ve Çok Kutuplu Dünya
Forum sırasında Rus akademisyenlerle yapılan sohbetlerde dikkat çeken bir diğer konu ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 15-16 Mayıs 2025’te İstanbul’da yapılması planlanan Ukrayna zirvesine katılmaması oldu. Putin’in stratejik yaklaşımı, yalnızca güçlü ve avantajlı pozisyonlarda hareket etmesiyle açıklanıyor. Bu tavrın arkasında ise, ABD’de yeniden güç kazanan Trump yönetiminin diplomatik zayıflıkları olduğu vurgulanıyor.
Genel kanaate göre, Trump bir otokrat olarak sınırlı bilgisiyle pazarlık masasında zayıf kalıyor. Rus meslektaşların değerlendirmesi: Putin daha azına razı olmayacak kadar avantajlı durumda ve Kazan, bu tür diplomatik okumaların merkezlerinden biri haline geliyor.
Kazan Forumu’nun Türkiye İçin Anlamı
Kazan’daki bu temaslar ve gözlemler, Türkiye’nin Avrasya’daki rolünü yeniden düşünmesi gereken bir dönemde olduğunu gösteriyor. Hem kültürel bağlar hem de jeopolitik ilişkiler açısından Kazan Forumu, Türkiye-Rusya hattında yeni açılımların ipuçlarını sunuyor. Özellikle genç kuşaklar arasında kurulan bağlar, gelecek için umut verici bir toplumsal dokunun örüldüğünü gösteriyor.
Geçmişte Atatürk’ün Kazan Tatarları ile kurduğu stratejik ilişkiler bugün benzer biçimde yeniden canlandırılabilir mi? Bu soru, Türkiye’nin çok kutuplu dünya düzeninde kendine biçtiği rol açısından kritik öneme sahip.
Kaynak: Ercan Uygur / T24













