Prof. Dr. Osman Can'dan Demokrasi ve Hukuk Sistemi Üzerine Çarpıcı Tespitler

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Osman Can, T24’e verdiği kapsamlı röportajda Türkiye'de askeri vesayetin kalkmasının ardından demokratik denge-denetim sisteminin kurulamadığını vurguluyor. 2010 referandumundan 2017 anayasa değişikliğine, yargının siyasallaşmasından yeni anayasa tartışmalarına kadar pek çok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulunuyor.

Prof. Dr. Osman Can'dan Demokrasi ve Hukuk Sistemi Üzerine Çarpıcı Tespitler

Prof. Dr. Osman Can'dan Demokrasi ve Hukuk Sistemi Üzerine Çarpıcı Tespitler

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

"Askeri vesayet gitti, denge ve denetim gelmedi"

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Osman Can, T24'ten Cansu Çamlıbel'e verdiği çarpıcı röportajda, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda 2010 sonrasının kritik bir eşik olduğunu vurguladı. Can'a göre, askeri vesayetin ortadan kaldırılması demokratikleşme için bir fırsattı, ancak bu fırsat lider odaklı otoriteye dönüşerek heba edildi.

"2010 referandumunun günahı bende de var"

2010 referandumunun mimarlarından olan Can, paketin tamamının bir "günah" olarak değerlendirilmesi halinde, bu günaha kendisinin de ortak olduğunu söyledi. Ancak bireysel başvuru hakkını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kabul ettirenin kendisi olduğuna dikkat çekti.

"Yargı politik araç haline geldi"

Ekrem İmamoğlu dosyasına ilişkin süreçleri değerlendiren Can, "Bu dosyada her şey var ama yargı yok" diyerek, süyrecin siyasallaştığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "ahtapot gibi her yere yapışmışlar" açıklamasının, delillerden önce siyasi motivasyonların devreye sokulduğuna işaret ettiğini belirtti.

"Yargıdan adalet beklemek şu an için gerçekçi değil"

2017 anayasa değişikliği ile yargının bağımsızlığının yapısal olarak zarar gördüğünü belirten Can, bugün yargıdan bir kurtuluş beklenemeyeceğini söyledi. "Demokratik siyasi mücadele dışında bir yol kalmadı" diyen Can, iktidar kişiselleştirildiğinde yargının tarafsız olmasının mümkün olmadığını savundu.

"Gezi bir kırılma anıydı, korkular öne çıktı"

AKP'nin iç yapısında 2011'den sonra rasyonelliğin azaldığını belirten Osman Can, esas kırılmanın Gezi olaylarıyla yaşandığını ifade etti. Can'a göre, Gezi olayları iktidarda kaybetme korkusunu tetikledi ve bu da siyasi kararların irrasyonel hale gelmesine neden oldu.

"1921 Anayasası yeni toplumsal sözleşmenin temelidir"

Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Can, 1921 Anayasası'nın katılımcı, çoğulcu ve özgürlükçü yapısının günümüz Türkiyesi için ilham kaynağı olabileceğini ifade etti. 2015 yılında AKP-CHP koalisyon görüşmelerinde CHP'nin de 1921 Anayasası'nı temel alma fikrine "evet" dediklerini hatırlattı.

"Lozan'a yönelik eleştiriler tarihsel hatalar barındırıyor"

PKK'nın son bildirgesindeki Lozan vurgusunu da değerlendiren Can, 1924 Anayasası'nın Lozan'a aykırı olduğuna dikkat çekti. Ancak Lozan'ın kendisinin azınlık hakları açısından ilerici bir belge olduğunu ve yerel yönetimlerin özerkliği gibi maddeleri barındırdığını ifade etti.

"Yetmez ama evetçiler" tartışmasına yanıt

2010 referandumuna verdiği destek nedeniyle kendisine yönelik "yetmez ama evetçi" eleştirilerine de yanıtlık veren Can, o dönemin koşullarında vesayet sisteminin sona erdirilmesi amacıyla hareket ettiklerini vurguladı. Ancak anayasal düzenin bu fırsatı değerlendiremediğini ve daha merkeziyetçi, kişiselleşmiş bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.

www.sehitlerolmez.com