Okan Bato dosyası: FETÖ Borsası, Yargı ve Üçüncü Darbe İddiası
Yargıtay’ın Okan Bato kararı, FETÖ Borsası iddiaları ve 15 Temmuz sonrası yargı pratiği üzerinden Türkiye’de yargı ve siyaset tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Yusuf İnan
Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist
Okan Bato Dosyası: Bir Savcının Düşüşü Değil, Bir Sistemin İfşası
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun eski İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato hakkında verdiği karar, yalnızca bir kamu görevlisinin “haksız mal edinme” suçundan mahkûm edilmesi değildir. Bu karar, Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası yargı pratiğinin, FETÖ soruşturmalarının ve kamuoyunda “FETÖ Borsası” olarak adlandırılan karanlık dönemin en kritik düğüm noktasına ışık tutmaktadır.
Sorulması gereken ilk soru şudur:
Bu dosya gerçekten Okan Bato dosyası mıdır, yoksa Okan Bato üzerinden örtülen çok daha büyük bir yapının vitrini midir?
Bir savcıdan fazlası: Okan Bato’nun rolü neydi?
Okan Bato, FETÖ soruşturmalarının en yoğun, en sert ve en yıkıcı yürütüldüğü dönemde kilit pozisyonda bulunan bir isimdi. Sadece dosya açan bir savcı değil; hangi dosyanın açılacağına, hangisinin kapanacağına, kimin hedefe konulacağına ve kimin sistem dışına itileceğine karar veren merkez figürlerden biri olarak görüldü.
Bugün Yargıtay kararıyla sabit olan gerçek şudur:
Bato’nun mal varlığındaki 8,1 milyon TL’lik artış, yasal gelirle açıklanamamış ve bu artış haksız kazanç olarak hüküm altına alınmıştır. Gayrimenkuller hazineye devredilmiştir. Bu bir sonuçtur.
Ancak asıl mesele, bu servetin hangi süreçlerin, hangi dosyaların, hangi kararların karşılığında oluştuğudur.
“FETÖ Borsası” kime yaradı?
Kamuoyunda “FETÖ Borsası” olarak bilinen mekanizma şuydu:
– Kimler FETÖ’den tutuklandı?
– Kimler dosya bile görmedi?
– Kimler yargılandı, kimler yurt dışına rahatça çıktı?
Bugün geriye dönüp bakıldığında acı bir tablo ortaya çıkıyor.
FETÖ’nün gerçek üst düzey yöneticilerinin neredeyse hiçbiri Türkiye’de yargılanmadı.
Buna karşılık;
– FETÖ’ye yıllar önce mesafe koymuş isimler,
– FETÖ’yü eleştirmiş, yapıyı deşifre etmiş kişiler,
– Cemaatle kavgalı olmuş iş insanları, akademisyenler, gazeteciler ağır cezalara maruz kaldı.
Bu tablo bir tesadüf olabilir mi?
Büyük çelişki: Gerçek FETÖ yöneticileri nerede?
Soru nettir:
FETÖ’nün tepe yöneticilerinden hangisi Türkiye’de yargılandı?
Hangi “imam”, hangi stratejik akıl, hangi örgüt yöneticisi kamuoyunun önüne çıkarıldı?
Medya gündemine taşınan isimlerin çoğu, örgütün “dış kapısında mandal bile olmayacak” figürlerdi. Boydaklar, Akın İpek, bazı siyasetçiler vitrine konuldu; fakat esas yapı, istihbarat raporlarında yer alan asıl kadro, dosyalara bile girmedi.
Bu noktada şu soru kaçınılmazdır:
Okan Bato’nun yürüttüğü soruşturmalar gerçekten FETÖ’ye karşı mıydı, yoksa FETÖ’nün işine yarayan bir yönlendirme mi içeriyordu?
Siyasi ve toplumsal sonuç: Kim kaybetti?
Bülent Arınç’ın açıkladığı rakam hatırlanmalıdır:
Yaklaşık 3 milyon kişi FETÖ soruşturması geçirdi. Aileleriyle birlikte bu süreç, neredeyse 86 milyonluk Türkiye'nin tamamını etkileyen bir travmaya dönüştü.
Sonuç ne oldu?
– Yargıya güven sarsıldı.
– AK Parti tabanında ciddi bir kırılma yaşandı.
– Başkan Erdoğan ile halk arasında görünmez ama derin bir mesafe oluştu.
– Türkiye, Avrupa’da “hukuk yok” söylemleriyle köşeye sıkıştırıldı.
– FETÖ'nün gerçek yöneticileri yurt dışında rahatladı, mağduriyet propagandası yaptı.
Bu tablo kimin işine yaradı?
Okan Bato ne kazandı, ne kaybetti?
Bugün geldiğimiz noktada Okan Bato:
– Mesleğini kaybetti,
– İtibarını kaybetti,
– Mal varlığını kaybetti,
– Tarihe “FETÖ Borsası”nın sembol ismi olarak geçti.
Geriye tek bir soru kalıyor:
Bütün bunları yaparken, bu sürecin böyle biteceğini gerçekten öngöremeyecek kadar mı amatördü, yoksa görevini tamamladığını mı düşündü?
Üçüncü darbe mi?
17–25 Aralık…
15 Temmuz…
Ve 16 Temmuz sonrası yargı pratiği…
Bu üç dönem yan yana konulduğunda, şu soru artık yüksek sesle sorulmak zorundadır:
Yargı üzerinden, sivil görünümlü üçüncü bir darbe mi gerçekleştirildi?
Bu darbenin amacı;
– AK Parti’yi yıpratmak,
– Başkan Erdoğan’ın Türk ve İslam Dünyasının liderliğine giden zemini aşındırmak,
– Türkiye’nin Türk ve İslam dünyasının lideri titrini yok etmek,
– Avrupa karşısında savunmasız bırakmak mıydı?
Son söz
Yargıtay’ın Okan Bato kararı önemlidir ama yeterli değildir.
Bu karar bir son değil, bir başlangıç olmalıdır.
Çünkü mesele bir savcının yargılanması değil; bir dönemin, bir zihniyetin ve bir mekanizmanın açığa çıkarılmasıdır.
Bu sorular sorulmadan, cevapları ortaya konulmadan, gerçek suçlular, gerçek FETÖ yöneticileri yargı önüne çıkarılmadan bu dosya kapanmış sayılmaz.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













