İzmir Medyası ve Menzil Şeyhi: Kim Bağnaz, Kim Demokrat?
Menzil Şeyhi Muhammed Saki Erol’un İzmir ziyareti, yerel medyadaki "körleşmeyi" ve geçmişteki FETÖ ilişkilerini yeniden tartışmaya açtı. İşte ezber bozan bir analiz.
Yusuf İnan
Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist
İzmir gibi batıya en yakın, özgürlüklerin merkezi olarak bilinen bir kente; sarıklı, cübbeli bir adam geliyor ve binlerce insan sokaklara dökülüyor. Siyasilere gösterilmeyen ilgi, imajı zedelenmiş bir tarikat liderine gösteriliyorsa, durup düşünmek gerekir: İzmir medyası nerede körleşiyor?
Menzil Şeyhi Muhammed Saki Erol’un İzmir ziyareti, kentte adeta bir deprem etkisi yarattı. Ancak asıl sarsıntı sokaklarda değil, medyanın "tek tipleşmiş" tepkilerinde yaşanıyor. Yıllar önce İzmir Valiliği'ne bağlı bir salonda Said Nursi sergisi açıldığında valilik binasına yürüyenler, bugün de benzer bir refleksle İzmir Valisi’ni hedef tahtasına oturtuyor. Peki, bu öfkenin temelinde ne var? Gerçek bir "laiklik" hassasiyeti mi, yoksa geçmişin günahlarını örtme çabası mı?
Şiddet Değil, Hümanist Bir Ritüel mi?
Muhammed Saki Erol’un İzmir Karabağlar’da binlerce kişiye yaptırdığı "toplu tövbe" ritüeli, medya tarafından bir "tehdit" gibi lanse edildi. Oysa sahadaki gerçeklik farklı bir tablo çiziyordu. Kimseye bağırılmayan, ellerin semaya açıldığı, insanların hayatlarındaki yanlışlara (alkol, uyuşturucu vb.) veda etmek istediği bir buluşma yaşandı.
Özellikle uyuşturucu batağının Türkiye’nin ünlü isimlerine kadar uzandığı ve Savcı Akın Gürlek’in soruşturmaları derinleştirdiği bir dönemde, bir dini liderin insanları "iyiye ve güzele" davet etmesi neden bu kadar rahatsızlık yaratıyor? Bu insanlar şiddete davet edilmiyor, kadını dövün denilmiyor, toplu bağırma seansları düzenlenmiyor. Sadece "yanlışlara elveda" deniliyor.
Medyanın "Hodri Meydan" Sınavı: FETÖ ve Reklam Trafiği
İzmir medyasının bugün "bağnazlık" üzerinden kurduğu barikat, geçmişin hatıralarıyla yüzleşince çöküyor. Fethullah Gülen yapılanmasının İzmir’i dizayn ettiği, belediyelerin reklam trafiğine bile o ekibin karar verdiği dönemlerde, bugün aslan kesilen kalemlerin çoğu sus pus olmuştu. Akın İpek grubundan ve Gülen cemaatinin kurumlarından reklam almayan kaç gazete vardı?
Yerel Gündem / YerelGundem.com gazetesi dışında bu kirli reklam trafiğine girmeyen ikinci bir yayın organı bulmak neredeyse imkansızdı. Şimdi sormak gerekiyor: Bugün Menzil grubunu kötüleyenler, yarın bir reklam anlaşması gelse yine aynı "bağnaz" duruşu sergileyebilecek mi? Medyanın görevi körü körüne kötülemek değil, kamu yararına soru sormaktır.
Özgür Düşünce Sadece "Sol" İçin mi?
İzmir bir demokrasi şehri olduğunu iddia ediyorsa, bu özgürlük sadece PKK eylemleri veya sol grupların gösterileri için geçerli olamaz. Demokratik bir toplumda bir tarikat şeyhinin sevenleri de ona saygı gösterebilmelidir. İzmir medyası, "Ey Şeyh, hoş geldiniz; ancak müritleriniz olan kamu görevlileri neden adil karar vermiyor?" diyebilseydi, işte o zaman gazetecilik yapmış olurdu.
İzmir’i bağnaz düşüncelerin esir almasına izin verilmemelidir; ancak bu bağnazlık sadece dini gruplardan değil, bazen "laiklik" maskesi ardına sığınan hoşgörüsüz medya mahallelerinden de gelebilir. İzmir’in gerçek demokratik kimliği, kendisine benzemeyene de tahammül edebildiği gün tescillenecektir.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













