PKK, YPG ve Öcalan’ın Devri Bitti: Çıkış Yolu Hukuk ve Yeni Stratejilerdir
PKK ve YPG'nin misyonu tamamlandı mı? Hukuk sistemindeki tıkanıklık terörü nasıl besliyor? Robot askerler ve yapay zeka çağında Türkiye'nin yeni stratejisi ne olmalı? Çarpıcı bir stratejik analiz.
YUSUF İNAN YAZDI...
PKK, YPG ve Öcalan’ın Devri Bitti: Çıkış Yolu Hukuk ve Yeni Stratejilerdir
Türkiye, yakın tarihinin en kritik virajlarından birinde, “Terörsüz Türkiye” idealiyle başlatılan yeni bir süreci dikkatle takip ediyor. Türk milleti, devlet aklına güvenmek, uygulamak istenilen stratejiye bir fırsat vermek niyetinde. Ancak 85 milyonun sabrı, DEM Parti, PKK ve YPG yöneticilerinin üst perdeden, milleti rencide eden açıklamalarıyla sınanıyor.
Barzani cephesinden gelen hakaretamiz ifadeler kabul edilemez boyutlara ulaşırken, teröristbaşı Öcalan’ın tavrı da vicdanları kanatıyor. Öcalan, “PKK misyonunu tamamladı” derken dahi; katlettikleri bebekler, öğretmenler, doktorlar ve mühendisler için özür dilememekte ısrar ediyor. Bu küstahlık, 85 milyonun yüreğini yaralıyor.
Görünen o ki; Türk milleti bu süreci mevcut haliyle kabullenmekte zorlanıyor. Çünkü PKK’nın eli kanlı katillerinin affedilmesi, Türkiye’de siyaset yapma cüretleri ve Anayasa’daki Türklük ile dil maddelerine yönelik tehditkar söylemler büyük bir tedirginlik yaratıyor. Bu durum, anketlere de yansıyor; AK Parti ve MHP’ye olan tepki oyları artış gösteriyor.
Öcalan’ın Hükmü Kalmadı
Gelinen süreç çok net bir gerçeği ortaya koydu: Öcalan ne PKK’ya ne de YPG’ye hakim. Hatta DEM Parti bile Öcalan’ın fikirlerinden rahatsız. Çünkü Öcalan’ın tahliyesi, Kandil ve Suriye’deki baronların tasfiyesi anlamına geliyor. Bu yüzden onun yeni stratejisine sıcak bakmıyorlar.
Açıkça söylemek gerekirse; Türkiye’nin Öcalan, PKK, YPG ve Barzani gibi miadı dolmuş aktörlerle bu süreci başarıya ulaştırması mümkün görünmüyor.
"Eğer bir hareketin sönmesini istiyorsanız önünü açın, serpilmesini istiyorsanız engel koyun" kuralı burada da işliyor; ancak bu yapıların devri artık kapandı.
PKK ve YPG bir terör sorunuyken, kendilerini ısrarla “Kürt sorunu” olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Türkiye’de bir Kürt sorunu olmadığı, sorunun bir terör sorunu olduğu herkesin malumu iken, bu dayatmayı kabul etmek devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz.
Adalet Terazisi ve Toplumsal Kırılma
Sürecin kanayan yarası ise yargı sistemindeki tıkanıklık. Bugüne kadar çıkarılan 11 yargı paketinin “Terörsüz Türkiye” idealinde başarı sağlayamadığı bir gerçek. Hukuk sistemi acil bir revizyondan geçirilmezse, bedelini hem devlet hem millet ödeyecek.
Bugün adliyeler tıklım tıklım. İnsanlar masum olduklarını ispata zorlanıyor. Türk milleti cebindeki son kuruşu ekmeğe değil, avukatlara vermek zorunda kalıyor. Bir gazeteci yıllar önce yazdığı, şu an yayında bile olmayan bir yazıdan, vatandaş ise sosyal medyadaki birkaç kelimesinden dolayı terörizmle suçlanıyor. Bu durum devlete olan aidiyet duygusunu koparıyor, insanları iktidar ile karşı karşıya getiriyor.
FETÖ yargılamaları da benzer bir çıkmazda. FETÖ muhalifleri FETÖ suçlamasıyla yargılanırken, ticari rakipler birbirini bu yaftayla tasfiye ediyor. Bu süreç terörü bitirmek yerine besliyor; insanları devlete düşman edip terör gruplarının kucağına itiyor. “Aile Yılı” vurgusu yapılırken, çocuklar babasız ve annesiz bırakılıyor, aileler parçalanıyor. Şiddet olaylarının ilkokul seviyesine inmesi, bu toplumsal travmanın bir sonucudur.
Çözüm bellidir: Yargı sistemi AİHM ve AİHS kararları çizgisinde çalışmaya başlamalıdır. Eline silah almamış, şiddete başvurmamış insanların düşünce açıklamaları ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu adım, Türk yargısının tıkanıklığını birkaç gün içinde açar, Türkiye’yi öngörülebilir bir hukuk devleti haline getirir.
Ekonomik Çıkmaz ve Beyin Göçü
Hukuksuzluk ortamı ekonomiyi de vuruyor. Yerli ve yabancı yatırımcı, önünü göremediği bir ülkeye yatırım yapmıyor. 85 milyonu kapsayan geniş terör soruşturmaları, halkı AK Parti iktidarından ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan soğutuyor; muhaliflerin ve iktidarı yıpratmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyor.
Daha da acısı, milyonlarca insan bu hukuki ve ekonomik baskıdan kaçarak Avrupa ve Amerika’ya sığınıyor, oralarda ucuz iş gücü haline geliyor. Türk milletinin sinir uçlarıyla oynanıyor.
Ahmet Davutoğlu’nun Mirası ve Suriye
Bugünkü sıkışmışlığın köklerinde, Ahmet Davutoğlu’nun yanlış Suriye politikası yatmaktadır. Bu politika hem Türkiye’yi hem Orta Doğu’yu kaosa sürükledi, Rusya’yı sıcak denizlere indirdi, Türkiye’nin demografik yapısını bozdu ve ticareti yok olma noktasına getirdi. Suriye’de yaratılan devlet otoritesi boşluğu, PKK ve YPG’nin güçlenmesine neden oldu. Artık bu hatalar zincirine dur denilmeli.
Geleceğin Savaşı: Robot Askerler ve Yapay Zeka
Türkiye iç çekişmelerle enerji kaybederken dünya bambaşka bir yere gidiyor. ABD ve Avrupa yapay zeka sistemleri üzerine çalışırken; Çin, Rusya ve İsrail “robot asker” ve yapay zeka orduları üzerinde ciddi mesafe kat etti.
Stratejik bir öngörü olarak şunun altını çizmek gerekir: Artık ABD ve İsrail’in PKK ve YPG gibi maşalara ihtiyacı kalmayacak. İnsan gücüne dayalı orduların yerini yapay zeka ordularının alacağı bir dönemde, bu terör yapıları destek bulamayacak ve kendi kendilerini yok edecekler. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde işaret edilen, robot orduların savaşacağı günler kapıda. Türkiye, bu teknolojik çağı yakalamak zorundadır; aksi halde robot orduların işgali karşısında çaresiz kalır.
Sonuç: Çare Hukuk ve Devlet Aklıdır
MİT Başkanı İbrahim Kalın gibi bu konularda uzman bir isim varken, yanlış stratejilerin peşinden gidilmesi vatanseverleri endişelendiriyor. PKK’nın da, YPG’nin de, DEM Parti’nin de misyonu bitmiştir. Öcalan tahliye edilip Suriye’ye gönderilse, kendi örgütü içindeki çatışmalarda birkaç ay bile yaşayamaz.
Devlet, terörle mücadele yasasında yapacağı bir değişiklikle, terör örgütleri ile halkı birbirinden kesin çizgilerle ayırmalıdır. Hukuk sistemi işlemeye başladığında Türkiye’de ne terör kalır, ne PKK ne de FETÖ. Türkiye’nin yeni bir maceraya değil, bilinen en güvenli limana, yani hukuka ihtiyacı var.
Aksi halde Türkiye, süratle bir çıkmaza doğru sürükleniyor. Sahil-i selamete çıkışın anahtarı, adaleti tesis etmek ve milleti devletle yeniden barıştırmaktır.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













