PKK’nın Feshi Kürt Toplumunda Ne Anlama Geliyor? Beklentiler, Endişeler ve Zor Sorular
PKK’nın silahlı mücadeleyi sona erdirmesi Kürt toplumunda temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Uzmanlar, barış sürecinin güven kazanması için Demirtaş’ın tahliyesi, kayyumların kaldırılması ve sivil siyasetin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
PKK’nın Feshi Kürt Toplumunda Ne Anlama Geliyor? Beklentiler, Endişeler ve Zor Sorular
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Barış umudu mu, belirsizlik mi? Kürtlerin temkinli bakışı
PKK’nın 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini açıklamasının ardından Türkiye’de özellikle Kürt toplumunda dikkatli bir izleme süreci başladı. Diyarbakır sokaklarında küçük kutlamalar görülse de genel atmosferde coşkunun yerini ihtiyatlı bir merak almış durumda. Uzmanlar, bu tarihi kararı sembolik bir adımın ötesine taşıyacak olanın, devletin atacağı somut adımlar olduğunu vurguluyor.
Kürt halkı, barışın kalıcı olması için sadece silahların susmasının yetmeyeceğini, siyasi ve hukuki reformların da kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. Bu beklentiler arasında en çok öne çıkanlar ise Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması, kayyum uygulamasının sonlandırılması ve yerel yönetimlerde demokratikleşmenin sağlanması.
Sürecin odağında Öcalan ve demokratik siyaset
Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, PKK’nın silah bırakma kararının teknik bir dönüşümden ziyade Abdullah Öcalan’a yetki devri anlamına geldiğini belirtiyor. Bu yönüyle sürecin devlet ile Öcalan arasında şekilleneceğini savunan Ruhavioğlu, demokratikleşmenin ancak bu eksende inşa edilebileceğini ifade ediyor.
Silahlı mücadelenin özellikle son yıllarda Kürt toplumunda kazanım değil yük olarak algılandığını dile getiren Ruhavioğlu, “Kürt toplumunun kaygısı azalmıyor. Heyecanı da artmıyor. Güven duygusu yerleşmedikçe süreç kırılgan kalır” diyor.
Talepler değişmedi: Kayyum, dil, yerinden yönetim
Rawest Araştırmalar Merkezi Koordinatörü Roj Girasun ise PKK’nın feshiyle yalnızca bir örgütün değil, 40 yıllık bir dönemin kapandığını düşünüyor. Girasun’a göre bu karar sadece Türkiye’yi değil, Irak, İran ve Suriye’yi de içine alan jeopolitik denklemi etkileyecek potansiyele sahip.
Ancak Kürt halkının talepleri silahsız ortamda da sürüyor: Anadil hakkı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkeziyetçiliğin azaltılması gibi konular barış sonrası süreçte öne çıkıyor. Girasun’a göre, artık halkın “umut”tan çok “merak”la süreci izlediği bir döneme girildi. Umudun yeniden yeşermesi için, atılacak güven verici adımlara ihtiyaç var.
Demirtaş: Sembol değil, güven inşası aracı
Selahattin Demirtaş’ın sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, onun halk nezdinde güven veren bir figür olduğunu söylüyor. Ruhavioğlu da Demirtaş’ın tahliyesinin, kayyumların geri çekilmesiyle birlikte, Kürt halkı için sürecin “inandırıcı” hale gelebileceğini vurguluyor.
Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun ise hukuki altyapının sağlanmadan hiçbir siyasi çözümün kalıcı olamayacağını belirtiyor. Hasta mahkûmların serbest bırakılması, Öcalan’ın görüşme şartlarının iyileştirilmesi ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM kararlarının uygulanması gibi adımların süreci sağlamlaştıracağını ifade ediyor.
DEM Parti için fırsat ve sınav aynı anda
Uzmanlara göre silahsızlık, DEM Parti’nin de siyasetteki konumunu güçlendirebilir. 1990’dan bu yana silahlı gölgeden sıyrıldığında daha fazla toplumsal destek bulan Kürt siyasal hareketi, bu yeni dönemde kapsayıcı, çoğulcu ve barışçıl bir çizgiyle ilerlerse daha geniş kesimlerin güvenini kazanabilir.
Ancak bu aynı zamanda ciddi bir sınav. Ruhavioğlu’na göre, parti yeniden “Demirtaş etkisine” ihtiyaç duyuyor. Aksi halde yüzde 13’lük tabanı korumak ve siyasal olarak yönlendirmek kolay olmayacak.
Kürt seçmen dengesi ve erken seçim ihtimali
Ruhavioğlu’na göre Kürt seçmen, şu anda siyaseten muhalefete daha yakın duruyor. Ancak barış sürecinin Erdoğan hükümetiyle yürütülmesi, bu siyasi dengeyi karmaşık hale getiriyor. Üç ay sonra seçim olsa Kürt seçmenin tercihi büyük oranda İmamoğlu’ndan yana olur diyen Ruhavioğlu, Erdoğan’ın bu dengeleri değiştirmek için zamana ihtiyacı olduğunu ve 2027’den önce bir erken seçim beklemediğini ifade ediyor.
Kürtler sürecin dışında kalmak istemiyor
Sonuç olarak, Kürt halkı silahların susmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte, barışın sadece sessizlikten ibaret olamayacağının farkında. Talepler hâlâ güçlü: Temsiliyet, adalet, demokratik katılım ve yerel yönetimlerde halkın iradesinin tanınması. Bu bağlamda, süreç yalnızca PKK’nın değil, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk sisteminin de bir testi olacak.













