Sessiz Kahraman, Büyük Fedakârlık: Şehit Ünal Demir
Şırnak’ta 2007 yılında terör saldırısında şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Ünal Demir’in hayatı ve aziz hatırası anlatılıyor. Bayram sabahı gelen acı haber, ailesinin ve milletin yüreğinde iz bıraktı.
Sessiz Kahraman, Büyük Fedakârlık: Şehit Ünal Demir
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Bayram Sabahı Gelen Acı Haber
Şırnak’ta görev yaptığı sırada, 12 Ekim 2007’de teröristlerin hain saldırısında şehit düşen Jandarma Uzman Çavuş Ünal Demir, bayram sabahı ülkesine canıyla vefa borcunu ödedi. Geride, gözü yaşlı bir anne, yetim kalan iki çocuk ve bir milletin kalbinde derin bir yara bıraktı.
Ünal Demir’in şehadet haberi, ailesine bayram sabahı ulaştı. Annesi Elmas Demir, oğluyla en son konuşmasında, “Oruç tutuyor musun?” diye sorduğunda, “Oruç tutmuyorum, göreve çıkacağım, helikopterle operasyona gidiyoruz,” cevabını almıştı. O an, son konuşmaları oldu.
Vatan Sevgisiyle Büyüyen Bir Evlat
Ünal Demir, Aksaray’a bağlı Tatlıca köyünde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Ekonomik zorluklar içinde büyüdü, ama hiçbir zaman şikâyet etmedi. Genç yaşta askerliğe gönül verdi. Askerlikten sonra yeniden başvurdu, sınavları kazandı, Elazığ’da görevine başladı. 5 yıl boyunca görev yaptı, evlendi, iki çocuk babası oldu.
Görev bilinciyle yaşayan Demir, Şırnak’a tayini çıktıktan sonra ailesini de yanına almak istedi. Eşyalarını taşıdı, evini kurdu. Annesini de yanına davet etti. Çünkü daha önce şehit olan arkadaşlarının ailelerinin törenlere katıldığını görmüş, annesinin de onun yanına gelmesini istemişti.
Mayına Değil, Hainliğe Yenildi
Arkadaşlarına “Çatışmadan korkmuyorum ama mayından korkuyorum” diyen Ünal Demir, görevde olduğu gece hain pusuda ağır yaralandı. Bölgedeki çatışmanın şiddeti nedeniyle helikopter bile inmedi. Şehit haberi geldiğinde, ailesi hâlâ görev yerinde ondan haber bekliyordu. Ancak bu haber, beklenen değil, yürek yakan cinstendi.
Gözü Yaşlı Aile: “Kurban Olduğum Allah Sabır Veriyor”
Anne Elmas Demir, oğlunun şehadetinden sonra sabırla ayakta durmaya çalıştı. “Oğlumu çok özlüyorum. Her şeyini… Elini, sesini, gülüşünü. Ama Allah sabır veriyor. O şimdi Peygamberimizin komşusu” diyerek acısını gururla karşıladı.
Şehidin kızı 6 aylıktı, oğlu ise sadece 5 yaşındaydı. Bugün büyüdüler, babalarını sadece anlatılanlardan ve fotoğraflardan tanıyorlar. Kızı, “Babam nasıldı?” diye sık sık soruyor. Aile, onun için fotoğrafları albüm gibi dizdi, anıları yaşatmaya devam ediyor.
Görevi Bitmedi: Ailesine Emanet Kaldı
Ünal Demir’in ailesi, onun bıraktığı emanete sahip çıkıyor. Her yıl dönümünde mezarı başında anma törenleri düzenleniyor. Çocukları, devletin desteğiyle büyütülüyor. Okullarda öğretmenleri, arkadaşları onun ismini yaşatmaya devam ediyor.
Annesi Elmas Demir’in tek duası: “Allah bir daha bu acıyı kimseye yaşatmasın. Şehitlik elbette onurlu ama acısı tarif edilemez. Oğlum vatan için gitti, gururluyum. Ama bu acı, her gün içimde tazeleniyor.”
Geride Kalanlar, Sessiz Kahramanlara Tanıklık Ediyor
Ünal Demir’in şehadeti, sadece ailesine değil, tüm millete ağır bir sorumluluk bıraktı. Çünkü bu topraklarda özgürce yaşanabiliyorsa, bunun bedelini sessizce ödeyenlerin hakkı vardır. Onların hikâyeleri, tabuta sığmayan birer destan olarak milletin kalbine kazınmıştır.
*
*
*













