Suriye’de kritik mutabakat: SDG’den Şam yönetimine Kandil listesi iddiası

Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 30 Ocak mutabakatı sonrası, örgütün üst düzey isimlerinin Şam yönetiminde kritik görevlere önerildiği iddia edildi.

Suriye’de kritik mutabakat: SDG’den Şam yönetimine  Kandil listesi iddiası

AHMET TAŞ | ŞEHİTLER ÖLMEZ

ANKARA, TÜRKİYE —  Eski HTŞ lideri, şimdiki Suriye Cumhurbaşkanı Colani/Şara ile Suriye PKK’sı olarak bilinen SDG’nin başındaki Mazlum Kobani arasında imzalanan "30 Ocak mutabakatı", Ankara’da yeni tartışmaların fitilini ateşledi.

Geçen yılki 10 Mart mutabakatına benzer şekilde iktidar medyasında "zafer" ve "devletleşme" başlıklarıyla sunulan gelişme, sahadaki detaylarla çelişiyor. Ankara’nın "tek ordu, tek devlet" ısrarına karşın, varılan anlaşmanın SDG’nin feshini değil, özerk bir yapıda sisteme entegresini öngördüğü belirtiliyor.

Mutabakatın içeriği ve "tek ordu" tartışması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine toplantısı sonrası yinelediği "tek ordu, tek devlet" beklentisinin aksine, 30 Ocak’ta varılan anlaşma farklı bir tablo çiziyor.

Anlaşmaya göre SDG unsurları dağıtılmıyor; aksine kurulacak yeni tümene üç, Halep’teki tümene de bir tugay halinde entegre oluyor. Daha da önemlisi, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ile Haseke Valisi’nin SDG tarafından önerilmesi öngörülüyor. Bu durum, imzalanan metnin nihai bir barış anlaşmasından ziyade, tarafların zaman kazanmaya yönelik yeni bir ateşkes süreci başlattığına işaret ediyor.

"Kürtlerin Lawrence'ı" ve uluslararası tepkiler

Mutabakat, uluslararası arenada da yankı buldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın "sömürge valisi" olarak nitelendirilen Tom Barrack, SDG/YPG’yi Kürtlerin temsilcisi ilan ederek "cesur adımlar atıldığını" savundu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Elysee Sarayı’ndan yaptığı açıklamada SDG’ye desteğin süreceğini bildirdi.

Mesut Barzani de anlaşmanın ardından Almanya’da düzenlenen bir mitinge gönderdiği mesajda, Suriye hükümeti ve SDG’nin ateşkese devam etmesini isteyerek, "Batı Kürdistan'daki kardeşlerimize destek olmak her Kürdistanlının ulusal görevidir" ifadelerini kullandı.

İç siyasette "açılım" ve Bahçeli'nin tutumu

İçeride ise DEM Parti cephesi, sürecin diyalogla çözülmesi gerektiğini vurgulayarak "Rojava" hedeflerinde bir değişiklik olmadığını ortaya koyuyor. DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, Suriye’deki anlaşmanın Türkiye için de bir örnek teşkil etmesi gerektiğini savunarak, "Sıra Türkiye’de... Ankara çözümüne odaklanmalı" çağrısında bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise daha önce "SDG terör örgütüdür, sökülüp atılmalıdır" derken, dünkü grup toplantısında 30 Ocak mutabakatını olumlu bir gelişme olarak yorumladı. Bahçeli, "Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı netleşmiştir. Komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüştür" değerlendirmesini yaptı.

Şam yönetimine "Kandil listesi"

Sürecin en çarpıcı boyutu ise SDG’nin Şam yönetimine önerdiği iddia edilen isimler. İçişleri Bakanlığı’nın kırmızı listesinde aranan SDG elebaşı Mazlum Kobani’nin, mutabakat uyarınca kritik görevlere terör örgütüyle bağlantılı isimleri önerdiği bildirildi.

İddiaya göre:

  • Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı için Bedran Çiyakurd ve Azad Simi,

  • Haseke Kamu Güvenliği Başkanlığı için Redur Halil,

  • Haseke Valiliği için ise Nureddin İsa Ahmet önerildi.

Bu isimlerin geçmişi ise oldukça karanlık. Bedran Çiyakurd’un Cemil Bayık’a yakın olduğu, Azad Simi’nin ise Dağlıca ve Aktütün saldırıları dahil 104 askerimizin şehit edildiği eylemlerin planlayıcısı olduğu belirtiliyor. Haseke Valiliği için adı geçen Nureddin İsa Ahmet’in ise ailesinin tamamına yakınının PKK saflarında yer aldığı ve uzun yıllar TSK’ya karşı çatıştığı biliniyor.

Türkiye’nin Suriye’deki bu modeli örnek almasının tartışıldığı bir dönemde, terör örgütü mensuplarının devlet kademelerine yerleştirilmesi ihtimali, Ankara’nın önündeki en sıcak başlıklardan biri olmaya aday.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Müyesser Yıldız / 12 Punto