Tabuta Sığmayanlar: Şehit Yarbay Zafer Akkuş’un Ardında Kalan Gözü Yaşlı Bir Aile ve Şeref

Şehit Jandarma Yarbay Zafer Akkuş’un Bitlis’teki hain saldırı sonucu şehit oluşu, askerlik hayatı, ailesinin yaşadığı acı ve şehitliğin manevi boyutu detaylı olarak anlatılıyor.

Tabuta Sığmayanlar: Şehit Yarbay Zafer Akkuş’un Ardında Kalan Gözü Yaşlı Bir Aile ve Şeref

Tabuta Sığmayanlar: Şehit Yarbay Zafer Akkuş’un Ardında Kalan Gözü Yaşlı Bir Aile ve Şeref

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Cuma namazı sonrası gelen şehadet ve ardında yükselen bir vatan duası

19 Temmuz 2019’da Bitlis’te, görev dönüşünde yola döşenen el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit düşen Jandarma Yarbay Zafer Akkuş’un hikâyesi, bir ömrün adanmışlığını, bir ailenin sarsılmaz duruşunu ve vatan sevgisinin tarifsiz bedelini gözler önüne seriyor. Cuma namazını eda ettikten sonra camiden dönerken şehit edilen Yarbay Zafer Akkuş’un son hali, onu yıkayan imamın bile “Bu adam yaşıyor, hemen ambulans çağırın” diye seslenmesine neden olacak kadar yüzünde huzur ve tebessüm taşıyordu.

Zaferle doğan, zaferle şehit düşen bir evlat

30 Ağustos 1971’de, Zafer Bayramı’nda Trabzon’da dünyaya gelen Zafer Akkuş’un adını, doğumunu haber alan komutanı koydu: “Zafer.” Asker ocağında doğan bir çocuk olarak, hayatının her safhası disiplin, onur ve vatan hizmetiyle şekillendi. Lise yıllarında tüm sınavları başarıyla geçip, sivil okulları kazanmasına rağmen tercihi belliydi: askerlik. Jandarma Astsubay Okulu’nu birincilikle bitirdi. Emir subaylığı yaptığı dönemde aldığı sicillerle subaylığa geçiş hakkı kazandı ve 2000 yılında teğmen rütbesiyle orduya katıldı.

Her rütbe bir tevazu, her görev bir sadakatti

Zafer Akkuş, Şırnak’tan Hatay’a, İzmir’den Ankara’ya uzanan görevlerinde yalnızca disiplinli bir komutan değil; aynı zamanda tevazu sahibi, vicdanlı bir insandı. Kendisini hiçbir zaman unvanlarla tanımlamadı. “Ben yarbayım” diyerek öne çıkmak yerine, sivil elbise giymeyi tercih ederdi. Kırsaldaki köy okullarını ziyaret eder, çocuklara çikolatalar götürür, öğretmenlerle konuşur ve “Bu çocuklar bizim geleceğimiz” diyerek eğitimin önemine dikkat çekerdi.

Namazla yoğrulmuş bir hayat, şehadetle taçlanan bir son

Babasının, “Namazını kıl” nasihatlerine karşılık, Zafer Akkuş’un hayatında ibadet ve maneviyat her zaman yer buldu. Şehit düştüğü gün de bu istikametteydi. Cuma namazını kıldıktan sonra üs bölgesine dönerken yol kenarına yerleştirilen EYP'nin patlatılması sonucu olay yerinde şehit oldu. Şehadeti, görev aşkının, manevi huzurun ve millet sevdasının bir özeti gibiydi.

Şehitliğin ardında bir baba duası ve gözyaşı

Baba Rüştü Akkuş, oğlunun hem askerî başarılarını hem de insanî yönünü anlatırken gözyaşlarına boğuluyor. “Her gün gözümün yaşını çekiyorum. Keşke yanımızda olsaydı. Keşke yaralı olsaydı da ona biz baksaydık” diyor. Ancak ardından gelen söz, Türk milletinin şehitlik anlayışını yansıtıyor: “Şehitlik evlat acısını yendi. Hem ahiret için güzel oldu, hem bizim için.”

Mezardan yayılan gül kokusu ve bir baba içtenliği

Zafer Akkuş’un kardeşi, definden birkaç gün sonra, Cumhurbaşkanlığı tarafından yaptırılacak olan özel şehit mezarlığı hazırlıkları sırasında açılmak istenen kabirdeki görüntüyü anlatırken duygularını şu sözlerle paylaşıyor: “Telefon ışığını içeri tuttum. Kefeni tertemizdi. O anda gelen gül kokusu beni sarhoş etti.” Bu tanıklık, bir şehidin manevi yüceliğini gözler önüne seriyor.

Cumhurbaşkanı'ndan şehide özel vefa

Şehit Zafer Akkuş’un eşi, şehadet sonrası Cumhurbaşkanı ile telefonda görüştü. Cumhurbaşkanı, şehidimizin mezarını bizzat dizayn ettirdi, inşaat mühendislerine özel talimat verdi. Doğum tarihi yazıldı, ölüm tarihi boş bırakıldı. Bu, hem vefanın hem de “şehitler ölmez” inancının somut bir sembolüydü.

Hain pusunun sorumlusu etkisiz hale getirildi

Şehit haberinden aylar sonra, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Zafer Akkuş’un şehit edilmesinden sorumlu, gri listede aranan “Kendal” kod adlı teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu haber, yalnızca bir ailenin değil, tüm Türkiye’nin yüreğine su serpti.

Onurla taşınan bir unvan: Şehit babası olmak

Rüştü Akkuş, resmi kıyafetleriyle oğlunun şehit olduğu günü “bugün benim bayramım” diyerek karşıladı. “Oğlumun rütbesi albay olsaydı ne olurdu? Şehitlik rütbesi albaylıktan daha yücedir” diyor. Oğlunun adına 150’nin üzerinde Kur’an-ı Kerim dağıttı, düğünlerde geline damada hediye etti. Her harfine sevap yazılsın diye. “Zafer çok iyi bir çocuktu, keşke yaşasaydı ama şehitlik ona daha çok yakıştı” sözleriyle hem özlemi hem şükrü dile getiriyor.

www.sehitlerolmez.com