TBMM’de Tarihi Uzlaşı: Çözüm Raporu Kabul Edildi, Silahlar Susuyor
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Kürt sorununun çözümüne dair ortak raporu oy çokluğuyla kabul etti. Öcalan’dan “silah terk edildi” mesajı gelirken, MHP infaz düzenlemesi sinyali verdi.
AHMET TAŞ / ŞEHİTLER ÖLMEZ
ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan ve yaklaşık altı aydır çalışmalarını sürdüren Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye’nin en köklü sorunlarından biri olan Kürt meselesinin çözümüne dair hazırlanan "ortak raporu" kabul ederek tarihi bir eşiği geride bıraktı. 5 Ağustos 2025 tarihinde başlayan ve 21 toplantı süren maraton, komisyonun nihai raporunu oylamasıyla son buldu.
DW Türkçe’nin aktardığı bilgilere göre; Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) rapora "evet" oyu verdi. Ancak bu uzlaşı tablosunda dikkat çeken çatlaklar da vardı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) rapora ret oyu verirken, eşi Tahir Elçi faili meçhul bir cinayete kurban giden CHP Diyarbakır Milletvekili Türkan Elçi oylamada çekimser kaldı.
Raporun kabul edilmesinin hemen ardından DEM Parti tarafından paylaşılan mesajda, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın "Silah ve şiddet terk edilmiştir" şeklindeki ifadeleri, sürecin geldiği noktayı özetleyen en kritik gelişme olarak kayıtlara geçti.
Komisyonun Yol Haritası: Yedi Başlıkta Çözüm
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılışını yaptığı son toplantıda kabul edilen rapor, yedi ana başlıktan oluşuyor. Bu başlıklar; "Komisyon Çalışmaları", "Komisyonun Temel Hedefleri", "Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku", "Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları", "PKK'nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması", "Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri" ve "Demokratikleşme İle İlgili Öneriler" olarak sıralandı.
Kurtulmuş, raporun bir "af düzenlemesi" niteliğinde olmadığının altını çizerek, komisyonun acıları inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının bir ifadesi olduğunu belirtti. "Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgede barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkânlar doğuracaktır" diyen Kurtulmuş, sürecin küresel güçlerin planlarına karşı bir "devlet ve millet politikası" olduğunu vurguladı.
MHP’den Kritik "İnfaz Düzenlemesi" ve "Silah Bırakma" Şartı
Komisyonun en dikkat çekici çıkışlarından biri, sürecin kilit aktörlerinden MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’dan geldi. Yıldız, mevcut İnfaz Yasası’nı "yamalı bohça" olarak nitelendirerek, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyum konusunda tam bir mutabakat olduğunu, bu çerçevede yeni bir infaz düzenlemesinin şart olduğunu dile getirdi.
Yıldız, sürecin başarısı için en kritik eşiğin PKK’nın silah bıraktığının devletin güvenlik birimlerince teyit edilmesi olduğunu vurguladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
"Tespit ve teyit mekanizmasının, devletin ilgili kurumları arasındaki eşgüdümle; objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır."
Yıldız ayrıca, Türkiye’nin üniter yapısı, laik cumhuriyet ilkesi ve resmi dilin Türkçe olduğu konularının tartışmaya kapalı ortak değerler olduğunu bir kez daha hatırlattı.
DEM Parti: "Barış ve Demokratik Toplum Süreci"
Rapora "evet" oyu veren DEM Parti, metne dair eleştirilerini ve görüşlerini içeren kapsamlı bir şerh düştü. Parti adına konuşan Milletvekili Cengiz Çiçek, raporda kullanılan "Terörsüz Türkiye" ve "terör belası" gibi kavramları sorunlu bulduklarını belirtti. DEM Parti, mevcut süreci Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına atıfla "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" olarak tanımladıklarını kaydetti.
Çiçek, "Kürt meselesi terör kavramı ile anılamaz. Bu, bir hak ve özgürlükler meselesidir" diyerek, raporun acıları tek taraflı tarif etmesini eleştirdi. Şerh metninde, Abdullah Öcalan’ın çabalarının raporda ısrarla "terör örgütü" kavramlarıyla yan yana anılmasının sürecin ruhuna aykırı olduğu ifade edildi.
Öcalan’dan Tarihi Mesaj: "Silah Terk Edilmiştir"
Raporun kabul edilmesinin ardından gözler İmralı’dan gelen mesaja çevrildi. DEM Parti tarafından paylaşılan mesajda Abdullah Öcalan, silahlı mücadelenin sona erdiğini şu sözlerle duyurdu:
"Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz. Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu."
Öcalan ayrıca, Kürtlerin birliği konusunda "ayrı bir devlet" değil, "Demokratik Birlik" ilkesini önerdiğini belirterek, bunun kapsamlı bir demokratik yönetim modeli olduğunu ifade etti.
CHP’den "Rafta Kalmasın" Uyarısı ve Türkan Elçi’nin Tavrı
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, raporun ilk bölümlerindeki dilden rahatsız olduklarını ancak genel hatlarıyla değerli bir metin olduğunu belirtti. Buna rağmen Selahattin Demirtaş ve Tayfun Kahraman gibi isimlerin tutukluluğunun devam etmesi, kayyum uygulamaları ve yargıdaki siyasallaşmanın rapora gölge düşürdüğünü savundu. Emir, "Bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır" uyarısında bulundu.
Oylamanın en duygusal anlarından biri ise CHP Milletvekili Türkan Elçi’nin tavrıydı. Eşi Tahir Elçi faili meçhul bir cinayete kurban giden Türkan Elçi, raporda faili meçhul cinayetlerle ilgili bir bölüm bulunmamasını eleştirerek çekimser oy kullandı. Elçi, "Rapordaki olumlu noktalara rağmen, faili meçhuller yok sayıldığı için kabul oyu veremem" dedi.
Sosyalistlerden "Hayır" Oyu: "Çözüm Değil, Statüko"
Komisyonda "hayır" oyu kullanan TİP Milletvekili Ahmet Şık ve EMEP Milletvekili İskender Bayhan ise sert eleştirilerde bulundu. Ahmet Şık, raporun Kürt sorununa "terör" kavramıyla yaklaştığını ve gerçek bir çözüm zemini sunmadığını belirterek, "Bu metin bir çözüm programı değil, siyasi sorumluluktan kaçış belgesidir" dedi.
İskender Bayhan ise raporda "Kürt sorunu" ifadesinin ve anadil hakkının yer almamasını eleştirerek, faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlara dair tek bir cümle kurulmamasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, kapanış konuşmasında raporun bir nihayet değil, atılacak adımların mihenk taşı olduğunu belirterek, üyeleri 10 Mart’ta iftara davet etti. AKP’li Hüseyin Yayman ise bu süreçten bir "Türkiye ittifakı" çıktığını ve tarihin doğru tarafında durduklarını ifade etti.













