TSK'da Kurmay Subayların Yüzde 95’i FETÖ’cü ise, Darbe Girişimi Nasıl Başarısız Oldu?
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kurmay subayların yüzde 95’inin FETÖ bağlantılı olduğu iddiası, 15 Temmuz darbe girişiminin nasıl başarısız kaldığına dair önemli soruları gündeme getiriyor. Bu analiz, TSK’daki kurmay yapısının durumu, darbe araştırmaları ve FETÖ’nün stratejik etkisine dair akademik bir bakış sunuyor.
YUSUF İNAN YAZDI...
TSK'da Kurmay Subayların Yüzde 95’i FETÖ’cü ise, Darbe Girişimi Nasıl Başarısız Oldu?
Kuvvet komutanlarının görev süresinin 72 yaşına kadar uzatılmasını öngören yasa teklifi, aynı zamanda kurmay olmayan tuğgeneral, tümgeneral ve amirallerin kor rütbesine terfi etmelerine de olanak tanımaktadır. Bu düzenlemenin gerekçesi, TBMM gündeminde milletvekillerinin soruları üzerine tartışmaya açılmıştır. Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal’ın yaptığı açıklamada, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kurmay subayların yüzde 95’inin FETÖ bağlantısı nedeniyle ihraç edildiği ifade edilmiştir.
Mevcut durumda Kara Kuvvetleri’nde 199 generalin 66’sının, Hava Kuvvetleri’nde ise 65 generalin yalnızca 17’sinin kurmay olduğu bildirilmektedir. İhraçların yoğunluğu nedeniyle bu yılki Yüksek Askerî Şûra’da terfi edebilecek kurmay subay sayısı son derece sınırlı kalmıştır.
Kurmay yapısının yaklaşık yüzde 95’inin FETÖ bağlantılı olduğu bir yapılanmanın 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunup başarısız olması ise önemli bir tartışma başlığıdır.
Bu konudaki açıklamalar, TBMM çatısı altında dile getirilmektedir. Kamuoyunun temsilcileri olan milletvekilleri de, bu tablo karşısında şaşkınlıklarını ifade etmektedir.
Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurmay yapısının gerçekten yüzde 95 oranında FETÖ tarafından ele geçirildiği doğruysa, 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması nasıl izah edilecektir?
Meclis bünyesindeki Darbe Araştırma Komisyonu bu hususta bir değerlendirme yapmış mıdır? Veya bu soruya yönelik bir analiz geliştirmiş midir?
Eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, şimdiki Gelecek Partisi Milletvekili ve Darbe Komisyonu Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’ın hazırlanan komisyon raporunda bu konuya yer verip vermediği de kamuoyunca merak edilmektedir.
Bu soruların mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Kurmay zekâ kavramı, rakiplerini tasfiye edebilme kabiliyetine sahip, stratejik düşünceyi etkin şekilde uygulayabilen bir entelektüel kapasiteyi ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, böylesi keskin bir kurmay akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu açıktır.
Yapay zekâ teknolojilerine bel bağlayan, buna karşılık kendi entelektüel potansiyelini kullanmayan bir toplum, tarih sahnesinde aşiretten imparatorluğa yükselişi ve sonrasında yaşanan parçalanma süreçlerini doğru analiz edemez.
TSK’da uzun yıllar görev almış bir eski mensup olarak şunu ifade etmeliyim ki; kurmay yapısının yüzde 95’ini elinde bulunduran bir yapılanmanın başlattığı darbe girişimini başarıyla sonuçlandıramaması, bu oranın gerçekte çok daha düşük olduğunu hatta böyle bir gücünün ve etkisinin olmadığını düşündürmektedir.
Cezaevi günlerinde, hastaneye sevk edilirken FETÖ’den tutuklu iki amiral ile gerçekleştirdiğim bir sohbet sırasında önemli bilgilere ulaştım. Bu amirallerden biri, kendi emrindeki personelin darbe faaliyetlerine katılmasını engellediğini ve gemilerin limandan çıkışına izin vermediğini belirtti. Diğer amiral ise gemilerin denize açılmasına izin verdikten hemen sonra girişimin bir ihanet olduğunu fark ederek, geri dönme emri verdiğini ifade etti.
Bu kişilere, “Neden bu durumu Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektupla bildirmediniz?” sorusunu yönelttiğimde, “İlk günlerde olsaydı belki yazardık ancak şimdi iki yıl geçti, mektup yazsak bile Cumhurbaşkanına ulaştırmazlar” cevabını verdiler.
FETÖ meselesi son derece kapsamlı bir biçimde ele alınmalı ve derinlemesine analiz edilmelidir. Erzurum’dan çıkan etkili bir vaizin, zaman içerisinde devleti tehdit eden büyük bir organizasyona dönüşmesinin kökenleri akademik yöntemlerle incelenmelidir.
FETÖ’nün kimler tarafından beslendiği, hangi ağlar üzerinden güç kazandığı çok daha net ortaya konulmalıdır. Milli Savunma Bakanlığı’nın bu doğrultuda yaptığı açıklamalar, muhalefet partilerinin bazı milletvekilleri tarafından bile derinlemesine sorgulanmadan “vay be!” tepkisiyle karşılanmaktadır.
Asıl endişe verici husus budur.
Unutulmamalıdır ki, FETÖ yapılanmasının önünü açan zihniyet, 28 Şubat sürecinde etkin olan generallerin bakış açılarıydı. Bu yapı, 28 Şubatçı generallerin önüne hangi dosyayı koyarsa koysun, onaylatmayı başarmıştır.
TSK'daki vatansever subayları tasfiye zeminini hazırlayan FETÖ idi, imzaları atanlar da 28 Şubatçı generallerdi. (Örn: İskender Pala)
FETÖ, bir 28 Şubat zihniyetinin sonucudur ve o dönemin üst düzey yöneticilerinin eseridir.
TSK, kurmay subay eksikliğini farklı yollarla kapatmaya çalışırken, bu eksikliği fırsat bilen kesimler FETÖ benzeri örgütlenmeler üzerinden rakiplerini tasfiye etme imkânına kavuşabilir.
Bunun işaretleri şimdiden görülmektedir.
Sadece geçici tedbirlerle devletin yapısını yeniden dizayn etmeye çalışmak, uzun vadede bir bumerang gibi geri dönerek çok daha büyük krizlere yol açabilir.
Bir yanda FETÖ bağlantısı gerekçesiyle tasfiye edilen kurmay kadrolar, diğer yanda devletin ortaya çıkan kurmay zeka açığı...
TSK ve devlet bürokrasisinden FETÖ bağlantısı iddiasıyla uzaklaştırılan, sayıları milyonları bulan bir insan kaynağı mevcuttur. Bu potansiyel kaynağı tümüyle çöpe atmak ya da başka devletlerin hizmetine sunmak, stratejik açıdan doğru olmayacaktır.
Bu süreç çok daha titiz biçimde yönetilmeli; FETÖ yapılanması ile samimi, inançlı, vatansever kadrolar kesin çizgilerle ayrıştırılmalıdır.
Aksi takdirde, devlet daha büyük güvenlik zafiyetleriyle karşı karşıya kalabilir ve ülke ciddi şekilde dış müdahalelere açık hâle gelebilir.
Kritik ve Cevapsız Sorular!
Fethullah Gülen, 28 Şubat’ta tasfiye edilen birkaç yüz kurmay zekâyı fırsat bilerek TSK’nın en parlak beyinleri ile Orta Asya açılımını gerçekleştirmişti.
15 Temmuz sonrası ise milyonları aşan bir insan kaynağı tasfiye edildi; adeta devlet kuracak kadar yetişmiş kadrolar boşa çıkarıldı.
Bu insan kaynağını kim, nerede kullanacak?
15 Temmuz’un asıl amacı, bu birikimli kadroları boşa çıkarmak mıydı?
Gülen, 15 Temmuz’dan 8 yıl sonra öldü. Böylesine büyük bir kadronun ona kalmayacağını muhtemelen biliyordu.
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'dan darbe mektubu geldi diye aldatılan Gülen'in Cemaat'i yönetmediği anlaşılıyor.
Peki, FETÖ’nün gerçek lideri kimdi? Asıl akıl kimdi?
86 milyon Türk Milleti'ni FETÖ bataklığına sokan, 160 ülkedeki Türk okulları projesini çöpe attıran, Türk Milleti'nin en zeki çocuklarını TSK'dan ve devletten tasfiye ettiren, milyonları aşan insan kaynağının tasfiye edilmesini sağlayan, Türkiye'nin ve Başkan Erdoğan'ın Türk ve İslam Dünyasının lideri olmasının önünü kesen kimdi?
Etiketler:
#TSK #FETÖ #Kurmay #15Temmuz #Türkiye #Güvenlik #Strateji
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













