Türk-Yunan sınırı göçmen algısının kırılma noktası

İspanyol gazeteci Andrés Mourenza’nın Türkçeye çevrilen “Sınırlar” kitabı, Türk-Yunan sınırında yaşanan mülteci trajedilerini ve bu deneyimlerin toplumsal yansımalarını konu alıyor. Yazar, sınırların bir çizgiden ibaret olmadığını, insanlık dramının da sembolü olduğunu vurguluyor.

Türk-Yunan sınırı göçmen algısının kırılma noktası

Türk-Yunan sınırı göçmen algısının kırılma noktası

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Andrés Mourenza: Göç hikâyeleri sınır kavramını sorgulattı

Türkiye'de yaşayan İspanyol gazeteci Andrés Mourenza'nın kaleme aldığı ve Türkçeye Ezgi İrgil’in çevirdiği “Sınırlar: Türk-Yunan Sınırından İnsan Hikâyeleri” adlı kitap, göçmenlerin ve mültecilerin yaşadığı trajedileri okuyucuyla buluşturuyor. Mourenza, sahada geçirdiği 20 yıllık gazetecilik deneyiminin, sınırlar ve göçmenler konusundaki düşüncelerini kökten değiştirdiğini vurguluyor.

Avrupa Birliği'nin sınırların kalktığı dünyasından gelen Mourenza, kitabında yer verdiği hikâyelerin ardından sınırların sadece coğrafi değil, aynı zamanda insani krizlerin merkezi olduğunu söylüyor. Yunanistan’daki bir kampta tanıştığı Afgan bir çocuğun hikâyesi, kitabın en çarpıcı anlatılarından biri.

“Bu hikâyeleri duyduğunuzda içinizde bir şey kırılıyor”

Mourenza, yaşadığı en çarpıcı anlardan birini şöyle anlatıyor: Taliban’ın intikamı yüzünden ailesini kaybeden bir Afgan büyükbaba, torununu alarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Kampta torununun sürekli annesini sorması karşısında, büyükbabanın cevabı yürek burkuyor: “Artık ben senin hem baban hem de annenim.”

Bu tür hikâyelerin göçmenlik ve mültecilik konusundaki önyargıları kırdığını söyleyen Mourenza, insanları anlamadan onlara karşı ırkçı tutumlar sergilemenin büyük bir haksızlık olduğunu vurguluyor. Kitap, sadece bu trajedileri belgelemekle kalmıyor, aynı zamanda göçün toplumsal etkilerine de ışık tutuyor.

“Kendini ait hissetmeden yaşamak”

Yazar, kendi ailesinin de 1950’li yıllarda ekonomik nedenlerle göç etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Bu nedenle göçmenlerle kolayca empati kurabildiğini ifade ediyor. Dedesiyle arasında geçen şu diyalog dikkat çekici: “Burada evimde gibi hissetmiyorum, ama köyüme döndüğümde de artık oradan biri değilim.” Mourenza'ya göre bu duygu, tüm göçmenlerin ortak ruh halini yansıtıyor.

Göç geçmişiyle göç bugünü arasında paralellik

Kitapta Nüfus Mübadelesi’ne de yer veren Mourenza, 20. yüzyılın başında yaşanan travmaların hem Türkiye hem de Yunanistan'da halkların hafızasında derin izler bıraktığını söylüyor. Devletlerin millileştirme politikalarının, bu tür olayların açıkça konuşulmasını engellediğini belirtiyor. Yazar, geçmişin zorunlu göç hikâyeleri ile bugünün mülteci dramlarını yan yana getirerek, okuyucuların empati kurmasını hedefliyor.

Milliyetçiliğin yükselişi göçmenleri nasıl etkiliyor?

Mourenza’ya göre, göçün nedenlerini ortadan kaldırmadan milliyetçiliğin yükselişini durdurmak zor. Kapitalist sistemin körüklediği eşitsizlikler, iklim krizi ve çatışmalar göçün temel nedenleri arasında. Avrupa Birliği'nin göç politikalarını ikiyüzlü olarak niteleyen gazeteci, AB’nin göçmenlerin geri itilmesi gibi hukuka aykırı uygulamaları üçüncü ülkelere yaptırarak sorumluluktan kaçtığını belirtiyor.

Özellikle Türkiye gibi ülkelerin, Avrupa’nın “göçmen tamponu” olarak kullanılmasının uzun vadeli sorunlara neden olduğunu vurgulayan Mourenza, bu durumun yabancı düşmanlığı ve aşırı sağ partilerin yükselişini de beslediğini ifade ediyor.

“Suçlu başkası değil; sistem”

Yazar, sağcı milliyetçiliğin yükselişini sadece göç olgusuyla açıklamanın eksik olacağını söylüyor. 2008 küresel krizinden sonra emekçilerin bedel ödediğini, elitlerin ise sorumluluktan kaçtığını hatırlatıyor. Mourenza’ya göre bugünkü yabancı düşmanlığı, bu adaletsizliklerin üstünü örtmek için kullanılan bir günah keçisi yaratma taktiğidir.

Kitap, göçmen karşıtlığını eleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda göçmenlerin içinde bulunduğu zor koşulları anlamaya yönelik bir farkındalık çağrısı sunuyor. Sınırlar kitabı, bugünün en yakıcı toplumsal meselelerinden biri olan göç konusunu, empati temelli ve derinlikli bir yaklaşımla tartışmaya açıyor.

www.sehitlerolmez.com