Bakan Tunç'a Soru; 7 Yıl Hukuksuz Adli Kontrol ile Aileleri Yıkmak, Çocukları Babasız Bırakmak, Adalet mi?
10. Yargı Paketi ile infaz düzenlemeleri Meclis’e geliyor. Adalet Bakanı Tunç, “cezasızlık algısı bitecek” dedi. Ancak adalet arayan vatandaşlar paketten önce hukukun işlemesini bekliyor.
YUSUF İNAN YAZDI...
Adaletin Yüzü Nereye Bakıyor?
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçen yeni "infaz paketi" ile “cezasızlık algısını ortadan kaldıracaklarını” açıkladı. Suçluların rehabilitasyonu, caydırıcı cezalar, konutta infaz ıslahları ve dijital alanda kişilik hakları gibi birçok teknik başlık, yargı reformu girişiminin merkezine oturtuldu. Ancak kamuoyunun sesi, bu paketin satır aralarından çok daha gür bir talebi yükseltiyor: Adalet!
FOTO: Elif ve Ayşe İnan - Ukrayna'da Sığınakta - 2025 - Elif ve Ayşe 7 Yıldır Babasının Eve Dönmesini Bekliyor!
Yani adli kontrolle 7 yıldır ailesinden, çocuklarından uzak tutulan bir babanın evine dönebilmesi. Ukrayna'da savaşın içinde sığınakta büyüyen Elif ve Ayşe bebekler gibi çocukların babalarına sarılabileceği bir hukuk düzeni. Masumiyet karinesinin süs olarak kalmadığı, yargılamanın cezaya dönüşmediği, adli kontrolün belirsizliğe hapsedilmediği bir sistem...
Hukuki Tedbir mi, Sosyal Yıkım mı?
Yeni infaz paketi, ceza hukukunun teknik meselelerine odaklı. Ancak yedi yıl boyunca adli kontrol altında tutulan, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet bulunmayan yurttaşların dramatik durumları, toplumun adalete dair algısının ne kadar sarsıldığını gösteriyor.
Papaz Brunson’un serbest kalması ile mukayese edilen bu durum, adaletin siyasi ve diplomatik tercihlere mi teslim olduğu sorusunu beraberinde getiriyor. Hukuk, devletin merhamet aracı değil; adil olma zorunluluğudur. Ancak bugün, 9 yaşına girmiş çocuklar yedi yıldır babasızken, bakanlık cezasızlık algısının peşinden gitmeyi yeterli görüyor.
Sınırlar Güvenlik İçin mi, Aileyi Ayırmak İçin mi?
Yurt dışına çıkış yasağıyla çocuklarından ayrı düşürülen insanların yaşadığı yıkım, sadece bir bireysel saygı eksikliği değil; devletin yurttaşına karşı sorumluluğunu ihlalidir. "Suç yok, delil yok; ama 7 yıldır bekle" anlayışı, adalet değil keyfilik yaratır. Vicdanlar, infaz paketiyle değil, hukukun işleyişinde adaletin gerçekten var olup olmadığıyla ilgileniyor.
Adaletin Özü: Eğer Suç Yoksa, Cezada Olmaz
Adalet Bakanı Tunç, cezanın amacının caydırıcılık olduğunu vurguluyor. Ancak bu tanım, suç isnadı dışında kalmış, hükümlü olmayan binlerce insanı kapsamaz. Asıl sorun, infaz sisteminden önce yargı sisteminde. 7 yıl boyunca bir insanı ailesinden uzak bırakan sistem, hükümlü olmaksızın infaz yürütümü anlamına gelir.
Reform Gerçekten Nerede Başlar?
Reform, yasa paketleriyle değil, empatiyle başlar. Yargı mensuplarının, kararlarının bir babayı çocuğundan, bir eşi ailesinden kopardığını fark etmesiyle başlar. Reform, Anayasa Mahkemesi’nin halkın sesiyle vicdanının aynı şey olduğuna inanmasıyla başlar. Reform, Adalet Bakanı'nın adli kontrolü cezaya dönüştürmeyi reddetmesiyle mümkün olur.
Son Söz: Vicdanlara Dayanmayan Yasalar, Yüreklerde Hükümsüz Kalır
Bugün yargıdan beklenen tek şey reform değil; mazlumun, masumun, hakkı yenenin sesini duymaktır. Tunç'un açıkladığı infaz paketi bu sesi kapsıyor mu? Hayır. Çünkü adalet, sadece suçluyu cezalandırmak değil, suçsuzu da korumaktır. Gerçek reform, ancak bu hassas dengenin kurulduğu gün başlayacaktır.
YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ













