Türkiye Ukrayna'nın yanında, ama Ukrayna'daki Türk vatandaşları yalnız!

Türkiye Ukrayna’ya destek verirken, Ukrayna’daki bazı devlet kurumlarında Türk vatandaşlarının yaşadığı bürokratik zorluklar ilişkilerin ruhuna zarar veriyor.

Türkiye Ukrayna'nın yanında, ama Ukrayna'daki Türk vatandaşları yalnız!

Yusuf İnan

Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist

MYKOLAİV, UKRAYNA — Bu yazıyı kaleme almak kolay değil. Çünkü mesele yalnızca bir bürokrasi meselesi değil; savaşın ortasında çocuklarını korumaya çalışan bir babanın, dost bildiği bir ülkede karşılaştığı incitici tutumların hikâyesidir.

Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal girişiminin ilk gününden bu yana Ukrayna’nın yanında durdu. Türk milleti, Ukrayna halkının acısını kendi acısı gibi hissetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaş esirleri, diplomasi kanalları, insani yardım ve barış arayışları konusunda Ukrayna’ya destek verdi. Emine Erdoğan, savaştan etkilenen Ukraynalı çocuklar için Türkiye’nin kurumlarını harekete geçirdi. Türkiye, Ukraynalı yetimlere, kadınlara, ailelere ve savaş mağdurlarına kapısını açtı.

Türkiye’nin Ukrayna’ya desteği yalnızca diplomasi ve insani yardımla sınırlı değildir; İstanbul merkezli Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’ya dini bağımlılıktan kurtulma sürecindeki tarihi rolü de iki ülke arasındaki manevi bağın önemli bir göstergesidir.

Fakat acı olan şu: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Ukrayna’da her zaman bu dostluğun karşılığını göremiyor.

Türkiye Ukrayna’nın yanında durdu

Türkiye, Ukrayna konusunda yalnızca söz söyleyen bir ülke olmadı. İnsani yardım yaptı, diplomasi yürüttü, savaşın en zor dönemlerinde Ukrayna halkına kapı açtı. Türk halkı, Ukrayna’daki yıkımı, yetim kalan çocukları, evsiz kalan aileleri, savaşta yakınlarını kaybeden anneleri ve babaları yüreğinde hissetti.

Türk devletinin ve Türk milletinin Ukrayna’ya yaklaşımı açıktı: Ukrayna’nın toprak bütünlüğü savunulmalı, Ukrayna halkı yalnız bırakılmamalı, savaş mağdurlarına sahip çıkılmalı.

İHA ve SİHA meselesinden diplomatik arabuluculuk girişimlerine, insani yardımlardan çocuklara yönelik desteklere kadar Türkiye, Ukrayna için elini taşın altına koydu. Bu nedenle Ukrayna’daki bazı kurumlarda Türk vatandaşlarına karşı sergilenen ilgisiz, küçümseyici veya zorlaştırıcı tutumlar yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu, iki ülke arasındaki dostluk hukukuna da zarar veren bir meseledir.

Bir babanın savaş içindeki çocukları

Burada anlatılan mesele teorik değildir. Savaşın içinde kalan çocuklarını korumak isteyen bir babanın yaşadığı gerçek bir bürokratik çıkmazdan söz ediyoruz.

Çocuklarınız Ukrayna’da savaş ortamında yaşıyor. Onları güvenli bir ülkeye, Türkiye’ye götürmek istiyorsunuz. Fakat devlet kurumları izin süreçlerini zorlaştırıyor. Çocuklar yarı Ukraynalı, yarı Türk. Bir tarafları bu ülkeye, diğer tarafları Türkiye’ye bağlı. Onları savaşın içinden çıkarmak istiyorsunuz, ama kapılar kolay açılmıyor.

Madem çocuklarınızı çıkaramıyorsunuz, o zaman onların yanında kalmak istiyorsunuz. “Ölürsek de çocuklarımızın yanında ölelim” diyorsunuz. Bu, bir babanın en doğal hakkı değil midir?

Fakat bu kez de oturum, belge, sabıka kaydı, onay, tercüme, yeni belge, başka ofis, başka memur, başka prosedür derken süreç bir insani meseleden çıkıp yorucu bir bürokrasi labirentine dönüşüyor.

Göçmenlik ofislerinde yaşanan çelişki

Nikolaev Göçmenlik Ofisi başvuru sahibi  babayı haftalarca oyalıyor, ardından başka bir ofise yönlendiriyor. Belgeler hazır olmasına rağmen yeni evraklar isteniyor. Resmi belgelerin çevirileri yapılmışken yeniden belge düzenlenmesi ve yeniden Ukraynacaya çevrilmesi talep ediliyor.

Tam işlemler ilerleyecekken bu kez başka bir şart gündeme geliyor: Türkiye’de sabıka kaydı yoktur belgesi yeterli görülmüyor, Ukrayna’dan da sabıka kaydı olmadığına dair belge isteniyor.

Oysa Ukrayna savaşta. Bu tür belgelerin alınması her şehirde kolay değil. Bazı yönlendirmelere göre bu belge yalnızca Kiev veya Lviv üzerinden alınabiliyor. Mykolaiv’de yaşayan bir kişi için bu, savaş şartlarında başlı başına büyük bir zorluk demektir.

Avukat resmi başvuru yapıyor. Kurum, belgenin Ukrayna yasalarına göre verilmesi gerektiğini kabul ediyor; fakat savaş şartları nedeniyle verilemediğini söylüyor. Ardından başvurunun bizzat bakanlık ofisinden yapılması gerektiği bildiriliyor. Bakanlık ofisine gidildiğinde bu kez çalışma günü, sıra, süre ve yeni bekleme aşamaları başlıyor.

Sonuçta insani bir mesele, 90 gün içinde tamamlanması istenen neredeyse imkânsız bir belge yarışına dönüşüyor.

Türk vatandaşlarına gösterilen bu tavır, Ukrayna devletine yakışmıyor

Burada sormak gerekir: Ukrayna’da yüzbinlerce insana yardım etmiş, emeklilere, fakirlere, dul ve yetimlere, şehit ailelerine, gazilere, engelli organizasyonlarına gıda ve temel ihtiyaç desteği ulaştırmış, Türkiye ile Ukrayna arasında sevgi köprüsü kurmuş bir insana böyle davranmak kime ne kazandırır? Bakınız Fond İnan / www.fondinan.com 

Üstelik bu kişi yalnızca yardım faaliyeti yürütmüş biri değil; aynı zamanda gazeteci olarak Ukrayna’da savaşta hayatını kaybeden askerlerin aileleriyle röportajlar yapmış, onların hikâyelerini farklı dillerde dünyaya duyurmuş bir isim.

Buna rağmen bazı görevlilerin “Bu belgeyi getirmezseniz ülkeyi terk edersiniz” tavrı, insanı derinden yaralıyor. Çünkü mesele yalnızca bir kişinin oturum izni değil. Mesele, savaşın içindeki çocuklarını yalnız bırakmak istemeyen bir babaya devlet kurumlarının nasıl davrandığıdır.

Bazı Ukraynalı görevlilerin “Bu bizim devletimizin tavrı değil, kişisel bir zorluk çıkarma var” diyerek özür dilemesi ise önemli ama yeterli değildir. Eğer bu bir devlet politikası değilse, o zaman devletin bu yanlış uygulamaları düzeltmesi gerekir.

Cumhurbaşkanı Zelenskiy bunları bilmeli

Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Volodimir Zelenskiy’nin bu yaşananları bilmesi gerekir. Çünkü Türkiye, Ukrayna için yalnızca bir diplomatik ortak değildir. Türkiye, savaş döneminde Ukrayna halkının yanında duran, çocuklara kapı açan, insani yardım yapan, esir takaslarında rol oynayan, uluslararası alanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan bir ülkedir.

Bu yüzden Ukrayna’daki devlet kurumlarının Türk vatandaşlarına karşı daha dikkatli, daha saygılı ve daha yapıcı davranması beklenir.

Elbette her devletin güvenlik kaygıları, göç mevzuatı ve belge prosedürleri vardır. Kimse Ukrayna’dan yasalarını ihlal etmesini istemiyor. Fakat savaşın içinde çocukları bulunan bir babaya, Türk vatandaşı olduğu halde ve tüm resmi yolları izlemeye çalıştığı halde, aşağılayıcı veya zorlaştırıcı tavırlarla yaklaşılması kabul edilemez.

Ankara da vatandaşını görmeli

Bu yazı yalnızca Kiev’e değil, Ankara’ya da bir çağrıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Emine Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Ukrayna’da nasıl muamele gördüğünü bilmelidir. Türkiye, Ukrayna halkına yardım ederken, Türk vatandaşlarının da Ukrayna’da yalnız bırakılmaması gerekir.

Bir baba, Türkiye’de evini, işini, gazetesini bırakıp savaşın içindeki çocuklarının yanında kalmak için Ukrayna’ya geliyorsa; onun yaşadığı bürokratik zorluklar diplomatik gündeme taşınmalıdır.

Türkiye-Ukrayna dostluğu değerlidir. Bu dostluk, iki ülkenin devlet başkanlarının açıklamalarında, diplomatik görüşmelerinde ve yardım kampanyalarında kalmamalıdır. Konsolosluklarda, göçmenlik ofislerinde, polis merkezlerinde, sınır kapılarında ve yerel devlet kurumlarında da hissedilmelidir.

Dostluk karşılıklı saygı ister

Ukrayna halkının acısı bizim acımızdır. Türkiye, Ukrayna’nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam etmelidir. Fakat aynı zamanda Ukrayna devleti de Türk vatandaşlarına karşı dostluğun ruhuna uygun davranmalıdır.

Savaşın içinde çocuklarını korumaya çalışan bir babaya “90 gün içinde belgeyi getir, yoksa çocuklarını bırakıp dönersin” deniyorsa, orada insanlık ve bürokrasi arasında büyük bir kopukluk vardır.

Bu yazı bir düşmanlık çağrısı değildir. Tam tersine, dostluğun korunması için yapılmış acı bir uyarıdır.

Türkiye Ukrayna’nın yanında durdu. Şimdi Ukrayna devlet kurumları da Türk vatandaşlarına karşı adil, insani ve saygılı davranmalıdır.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.