Türkiye'den küresel enerji krizine alternatif rota haritası
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla derinleşen küresel enerji krizine karşı Türkiye; Irak, Katar ve Türkmenistan'ı Avrupa'ya bağlayacak üç yeni boru hattı projesi önerdi.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından küresel petrol ticaretinin atardamarı sayılan Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla tırmanan enerji arzı krizine karşı Türkiye, bölgeyi Doğu ve Güney Avrupa'ya bağlayacak üç yeni stratejik enerji rotası önerisini resmen gündeme taşıdı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından şekillendirilen bu yeni vizyon; Irak petrolünün, Katar ve Türkmenistan doğalgazının doğrudan Türkiye üzerinden dünya pazarlarına güvenli bir şekilde ulaştırılmasını hedefliyor. Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan ve Orta Doğu'daki son gerilimlerle varil fiyatı 120 dolar seviyelerine kadar çıkan petrol krizinin, küresel ekonomiyi derinden sarstığı bir dönemde Ankara'nın "bağlantısallık" eksenli bu diplomatik hamlesi, Türkiye'yi uluslararası enerji mimarisinin vazgeçilmez bir transit merkezi haline getirmeyi amaçlıyor.
Cumhurbaşkanı'ndan 'alternatif rota' vurgusu
Türkiye'nin değişen jeopolitik denklemler karşısında enerji diplomasisini nasıl şekillendirdiğine dair en üst düzey açıklama, bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi. Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında konuşan Erdoğan, çatışmaların enerji yollarını ne denli kırılgan hale getirdiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya ilişkin değerlendirmesinde, <blockquote>"Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum."</blockquote> ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Türkiye'nin pasif bir izleyici olmaktan çıkarak, arz güvenliğini sağlayacak somut altyapı projeleriyle sahaya inmeye kararlı olduğunu gösteriyor.
Kerkük-Yumurtalık hattının Basra'ya uzatılması
Ankara'nın masaya koyduğu ilk ve uygulanabilirliği en yüksek proje, mevcut Irak-Türkiye boru hattının güneye, Basra Körfezi'ne kadar uzatılması. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ticari ve teknik açıdan yeni hatlara duyulan acil ihtiyacı vurgulayarak, 1976 yılından bu yana faaliyet gösteren Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'nın kapasitesinin artırılarak Basra'ya bağlanması gerektiğini belirtti.
Irak, toplam petrol üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını ülkenin güneyindeki Basra Havzası'nda gerçekleştiriyor. Savaş öncesi dönemde günde 3,3 milyon varile kadar petrol üretilen bu zengin rezerv bölgesinin, doğrudan Türkiye'ye bağlanması planlanıyor. Halihazırda günlük 1,5 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olan Kerkük-Yumurtalık hattının Basra'ya uzatılması, Hürmüz Boğazı'ndaki ablukalara takılmadan devasa miktardaki Irak petrolünün Ceyhan Limanı üzerinden doğrudan Avrupa ve dünya pazarlarına güvenli şekilde çıkış yapmasını sağlayacak.
Kalkınma Yolu Projesi ve siyasi engeller
Basra'yı Türkiye'ye bağlama fikri, aslında Irak hükümeti tarafından önerilen devasa bir altyapı vizyonunun parçası. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın daha önce aktardığı bilgilere göre, "Kalkınma Yolu Projesi" olarak adlandırılan bu hamle; Basra kıyısındaki El Faw Limanı'ndan Türkiye sınırına kadar uzanacak doğrudan bir demir yolu, petrol ve doğalgaz boru hatları ile fiber optik kablo ağını içeriyor.
Bakan Fidan, bu projenin bölge için örnek teşkil edecek pozitif bir gündem olduğunu belirtmişti. Ancak, Ankara-Bağdat hattındaki teknik ilerlemelere rağmen, Irak'ın iç siyasi dengelerindeki belirsizlikler projeyi yavaşlatıyor. Özellikle İran'a yakınlığı ile bilinen siyasi figürlerin Irak yönetiminde yeniden güç kazanma ihtimalinin, Bağdat'ın Türkiye ve ABD ile olan enerji işbirliklerini zorlaştırabileceği ve projeyi frene basmaya itebileceği değerlendiriliyor.
Katar'dan Türkiye'ye doğalgaz boru hattı
Enerji Bakanı Bayraktar'ın gündeme taşıdığı ikinci devasa öneri ise, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçılarından biri olan Katar'ın, doğrudan bir boru hattıyla Türkiye'ye bağlanması. Bayraktar'ın "kesinlikle gerekli" ve "ticari olarak yapılabilir" şeklinde tanımladığı bu hat, Katar'dan başlayarak Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye topraklarını geçerek Türkiye sınırlarına ulaşmayı hedefliyor.
Dünyadaki toplam doğalgaz rezervlerinin yüzde 10'undan fazlasını elinde bulunduran Katar, mevcut durumda Asya ve Avrupa'ya olan satışlarını tamamen deniz yoluyla ve Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor. Boğazın İran tarafından kapatılması, Katar'ı ihracat yapamaz hale getirme riski taşıyor. Türkiye'nin Katar, Suudi Arabistan ve Mısır ile son dönemde kurduğu güçlü stratejik diyalog, bu karmaşık ve çok ülkeli boru hattı projesinin hayata geçirilmesi için uygun bir siyasi zeminin oluşmaya başladığı şeklinde yorumlanıyor.
Türkmen gazı için Hazar rotası
Türkiye'nin masadaki üçüncü ve en köklü önerisi ise, yaklaşık 50 trilyon metreküp doğalgaz rezervi ile dünyanın dördüncü büyük kaynağına sahip olan Türkmenistan gazının Avrupa'ya taşınması. Mevcut durumda üretiminin büyük bir bölümünü Çin'e ihraç eden veya İran üzerinden "swap" (takas) yoluyla sınırlı miktarda Türkiye'ye satan Türkmenistan'ın, doğrudan Batı pazarlarına açılması planlanıyor.
Bakan Bayraktar'ın işaret ettiği strateji, Türkmen doğalgazının Hazar Denizi'nin altından geçecek bir boru hattıyla Azerbaycan'a ulaştırılmasını öngörüyor. Buradan alınacak gaz, halihazırda yıllık 10 milyar metreküp gazı Avrupa'ya, 6 milyar metreküp gazı ise Türkiye'ye taşıyan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı'na (TANAP) entegre edilecek. Uzun yıllardır Hazar'ın hukuki statüsü ve bölge ülkeleri arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bekletilen bu projenin, mevcut küresel kriz ortamında tarafları uzlaşmaya zorlayabileceği belirtiliyor.













