Devlet Bey İlk Düğmeyi Yanlış İlikledi: Teröriste Umut, Şehit Ailesine Sessizlik

Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” çıkışı, Şehit Aileleri ve Gaziler cephesinde büyük bir yara açtı. Teröriste umut, vatanseverlere umutsuzluk mu reva görülüyor? Duygusal ve stratejik bir köşe yazısı.

Devlet Bey İlk Düğmeyi Yanlış İlikledi: Teröriste Umut, Şehit Ailesine Sessizlik

  • Yusuf İnan
  • Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist 

Devlet Bey İlk Düğmeyi Yanlış İlikledi!

Devlet Bahçeli yalnızca Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel başkanı değildir. O, kendisini Türk milliyetçiliğinin taşıyıcı kolonlarından biri olarak konumlandırmış bir siyasetçidir. Söylediği her söz, attığı her adım yalnızca partisinde değil; devletin reflekslerinde, milletin hafızasında ve özellikle Şehit Ailelerinin yüreğinde yankı bulur. Bu yüzden Devlet Bey’in sözleri sıradan bir siyasetçinin sözleri gibi değildir; bazen ürpertir, bazen susturur, bazen de “ileride ne olacak?” sorusunu sordurur.

Evet…
Devlet Bey büyük stratejiler kurar.
Herkes anlamaz ama “bilenler bilir.”
Türkiye’yi buz kestiren açıklamaların, yıllar sonra başka bir kapıyı açtığını savunanlar hep olmuştur.

Ancak bugün konuşmamız gereken şey stratejinin doğruluğu değil, bedelinin kime ödetildiğidir.

Çünkü strateji, eğer milletin vicdanını kanatıyorsa; orada ilk düğme yanlış iliklenmiştir.

Teröriste Umut, Şehide Suskunluk

Bugün gelinen noktada tablo şudur:
50 bin evladımızın katili için “umut” konuşulurken,
şehit eşi terörle suçlanabilmektedir.
Yüzde 98 engelli bir terör gazisi cezaevine atılabilmektedir.
Gazi polisin evi, bir terör hücresi gibi aranabilmektedir.

Bu nasıl bir denge?
Bu nasıl bir devlet aklıdır?

Terörizmle suçlanarak 20 ay cezaevinde tutulan, eşi de aynı suçlamayla yargılanıp cezalandırılan; yüzde 98 engelli, görevini vatan için yapmış Gazi Polis Bilal Konakçı ve parçalanan ailesi…

Devlet, önce kimin yanında durduğunu göstermelidir.
Adalet, önce kime borçlu olduğunu hatırlamalıdır.

27 yıldır Şehit Aileleri ve Gaziler için mücadele eden bir gazeteciyi “terörist” ilan etmek; savcıların Interpol’e yazı yazıp dünya çapında aratma çıkarması, yalnızca bir kişiyi değil, bir mücadele ahlakını yargılamaktır.

Bu ülkede, şehitlerin fotoğraflarını dünya liderlerine milyonlarca kez ulaştıran bir kampanya yürütülmüşse
Bu ülkede, terörün acısı dünya kamuoyuna anlatılmışsa…
Ve bu çaba şehit çocuklarının gözündeki yaşı bir nebze olsun silmişse…

Buna karşılık devletin cevabı;

8 yıl süren yurt dışı çıkış yasakları,
Interpol kayıtları,
parçalanmış aileler,
Ukrayna’da savaşın ortasında unutulmuş çocuklar olmamalıdır.

Elif ve Ayşe bugün 9 yaşında; Ukrayna’da, Rus bombalarından korunmak için yaşıtlarıyla birlikte sığınaklarda!

Elif ve Ayşe’nin Sessiz Çığlığı

2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilirken,
Elif ve Ayşe, iki Türk ve Müslüman çocuk,
8 yıl babasız bırakıldı.

Savaşın ortasında…
Ukrayna’da…
Issız bağ evlerinde…

Anayasa Mahkemesi açıkça hak ihlali kararı veriyor, yurt dışı çıkış yasağını kaldırıyor.
Ama bu sefer de 8 yıldır düzeltilmeyen Interpol bildirimi devreye sokuluyor.

Pasaport yok.
Buluşma yok.
Aile yok.

Tam da Devlet Bahçeli’nin,
“Öcalan umuda, Ahmetler makamına, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir” dediği günlerde…

Bu çakışma tesadüf müdür?
Yoksa vicdanı daha da kanatan acı bir ironi mi?

Meclis Var, Şehit Yok

Bugün TBMM’de,
PKK’nın siyasi uzantısı olduğu tartışılan isimler salına salına dolaşabiliyor.

Ama Gazi Meclis’te;
bir tane bile şehit annesi yok,
şehit babası yok,
şehit kızı yok,
şehit oğlu yok.

Devlet Bey adalet isteyecekse,
önce buradan başlamalıdır.

Çünkü adalet, önce borçlu olunanlara verilir.
Ve bu devlet, en büyük borcunu Şehitlerine ve Gazilerine ödemekle yükümlüdür.

Necip Fazıl’ı Bilmek Yetmez

Devlet Bahçeli, Necip Fazıl’ı bilir.
“Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa” dizesini belki yüzlerce kez okumuştur.

Ama mesele o dizeleri bilmek değil;
o dizelerin işaret ettiği adaleti yaşatmaktır.

Bugün gelinen noktada,
teröriste umut hakkı konuşulurken,
Şehit Ailelerine ve vatanseverlere umutsuzluk reva görülüyorsa…

Orada bir şiir değil, bir vicdan iflası vardır.

Gözü yaşlı şehit çocukları...

Atom Bombası Gibi Düşen Sözler

Devlet Bey şunu bilmelidir:
Bu sözler,
Şehit Ailelerinin evine atom bombası gibi düşmüştür.
Gazilerin yüreğinde yıllardır bastırılan acıyı yeniden patlatmıştır.
86 milyonun vicdanında derin bir çatlak oluşturmuştur.

Eğer yıllar önce;
Şehit eşi terörle suçlandığında,
Gazi polis hapse atıldığında,
Vatansever gazeteciye terörist damgası vurulduğunda bir ses yükselseydi…

Bugün söylenen sözlerin bir karşılığı olurdu.

Ama sessizlikle büyütülen adaletsizlik, bugün söylenen her “stratejik” cümleyi boşa düşürmektedir.

Son Söz Yerine

Devlet aklı soğukkanlı olabilir.
Ama devlet vicdanı soğuk olamaz.

Teröriste umut verip,
Şehit Ailesine sabır telkin eden bir düzen,
sürdürülebilir değildir.

Ve unutulmamalıdır:
İlk düğme yanlış iliklenirse,
devletin ceketi ne kadar pahalı olursa olsun,
milletin üzerinde eğreti durur.

Teröriste umut,
şehit ailesine umutsuzluk olmaz.

Olmamalıdır.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.