Oğluna Beynini Vermek İsteyen Bir Babanın Feryadı: Şehit Oğuzhan Yaşar’ın Hikâyesi
15 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne atılan bomba sonucu şehit düşen Oğuzhan Yaşar’ın hayatı ve ailesinin yaşadıkları, vatan uğruna verilen fedakârlığın sembolü olarak gözler önüne seriliyor.
Oğluna Beynini Vermek İsteyen Bir Babanın Feryadı: Şehit Oğuzhan Yaşar’ın Hikâyesi
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
15 Temmuz’un Ateş Gecesi: Bir Şehadetin Ardındaki Hikâye
15 Temmuz hain darbe girişiminde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne atılan bombalar arasında can veren Şehit Oğuzhan Yaşar’ın hatırası, yalnızca ailesinin değil, tüm Türkiye’nin yüreğine kazındı. Henüz askerlik görevinden döneli birkaç hafta olmuştu. Vatan sevgisiyle yoğrulmuş bir genç olarak, o geceyi evde oturarak geçiremezdi. TRT önünden Külliye’ye kadar süren bir direnişin sonunda, şarapnel parçası beynine isabet etti. Hastanede 19 gün süren yaşam mücadelesine rağmen şehadet şerbetini içti.
Bir Babanın İç Yakan Feryadı
Ahmet Yaşar, oğlunun şehadeti sonrası yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getiriyor: “Doktorlar yoruldu, ben de yoruldum. Dedim ki benim beynimi alın, oğluma verin.” Ancak organ bağışı için şartlar uygun değildi. Beyin nakli mümkün değildi. Baba Ahmet Yaşar’ın bu fedakârlık arzusu, acının boyutunu gözler önüne serdi. “Beynimi vermek istedim, olmadı. Allah kimseye evlat acısı tattırmasın,” diyerek kelimelere sığmayan bir yıkımı dile getirdi.
Doğduğu Köyden Şehitlik Mertebesine
Oğuzhan Yaşar, Erzurum’un Şenkaya ilçesi Yaymeşen köyünde doğdu. Göbeği burada kesildi, çocukluğu bu topraklarda geçti. 14 yaşından sonra eğitim için Kütahya ve Ankara yollarına düştü. Askerliğini tamamladıktan kısa süre sonra, 15 Temmuz gecesi, ülkesini savunmak için sokaklara koştu. TRT önünden Külliye’ye kadar süren yürüyüşü, ülkesine adadığı canıyla son buldu.
Vatan Sevgisiyle Büyütülmüş Bir Evlat
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hastanede Ahmet Yaşar’a oğlunu nasıl bu kadar güçlü ve vatanperver yetiştirdiğini sorduğunda aldığı cevap, Anadolu’nun vicdanını yansıttı: “Rabbim ne verdiyse onu yedirdim.” 1.97 boyunda, güçlü yapısıyla her zaman aktif ve yardımsever bir gençti Oğuzhan. Bir akrabanın anlatımına göre, pazardan dönen yaşlı bir kadının poşetlerini taşıyıp evine kadar bırakmıştı. Yardımı severdi, candı, canandı.
Son Anlar, Gözyaşları ve Rüyalar
Şehit Oğuzhan’ın kardeşi Kadir, o gece yaşadığı anları şöyle aktarıyor: “Kapıyı örtüp çıktı. Oğuzhan gel dedim, dönmedi.” Sonrası meçhul bir vedaydı. Şarapnel parçasıyla beyni ağır hasar aldı. 19 gün boyunca umutla bekleyen ailesi, en sonunda onun Hakk’a yürüyüşüne tanık oldu. Yengesi, yaylada su isteyen annesine Oğuzhan’ın rüyada su içirdiğini anlattı. Annesi bir daha hiç su içemedi.
Rüyalar, Işıklar ve Kalpten Gelen Mesajlar
Ahmet Yaşar, defalarca oğlunu rüyasında gördüğünü söylüyor. Birinde kalabalıklar içinde Oğuzhan, “Baba ben bu millete gülüyorum” diyordu. Bir başka zaman sabah çayını demlemek için gittiği çayırda, önceden yakmadığı ocağın fokur fokur kaynadığını gördü. “Hem içtim hem ağladım,” diyerek anlatıyor yaşadıklarını.
Babadan Mesaj: Vatanına Göz Dikenler Bu Milletin İradesine Çarpar
Ahmet Yaşar, konuşmasının sonunda, vatana, bayrağa, dine ve mazluma el uzatanlara karşı net bir duruş sergiliyor. “Benim evladım vatana ihanet etmişse, hapislerde yatsın,” diyerek adaleti savunuyor. 15 Temmuz’un ardından yaşananları hatırlatarak, seçim sonuçlarıyla ilgili de düşüncelerini dile getiriyor. “Vatanıma, bayrağıma ihanet edenleri affetmem,” diyor.
Ahmet Yaşar’ın anlattıkları sadece bir şehidin hikâyesi değil; aynı zamanda bir milletin yaşadığı acıların, direnişin ve inancın özeti. Bu toprakların yetiştirdiği evlatlar, gerektiğinde canlarını vererek bu ülkeyi ayakta tutuyor.













