Ukrayna’da bir Türk babanın savaşın içindeki çocuklarını kurtarma mücadelesi

Mykolaiv’de yaşayan Türk gazeteci Yusuf İnan, savaş şartlarında üç kızının yanında kalmak için verdiği oturum mücadelesini yazdı.

Ukrayna’da bir Türk babanın savaşın içindeki çocuklarını kurtarma mücadelesi

Yusuf İnan
Gazeteci | Siyasi ve Stratejik Analist

Türkiye Ukrayna’nın çocuklarına sahip çıkarken, bir Türk babanın çocuklarından koparılması kabul edilemez

MYKOLAİV, UKRAYNA — Bu satırları yazmak benim için yalnızca bir gazetecilik görevi değil; sekiz yıl boyunca çocuklarının büyüdüğünü görememiş bir babanın vicdan çığlığıdır.

Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal girişiminin ilk gününden bu yana Ukrayna halkının yanında durdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaşın en karanlık dönemlerinde diplomasi kanallarını açık tuttu. Türkiye esir takaslarında, barış arayışlarında ve insani yardım çalışmalarında önemli roller üstlendi. Emine Erdoğan’ın girişimleriyle Ukraynalı çocuklar Türkiye’de misafir edildi; ailelerinden koparılan çocukların dramı dünya gündemine taşındı.

Bugün Ukrayna, Rusya tarafından götürülen çocuklarını geri getirmek için haklı olarak bütün dünyadan destek istiyor. Bu çağrı, insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir çağrıdır. Çünkü çocukların yeri savaşın, siyasetin ve bürokrasinin içinde değil; ailelerinin yanıdır.

Tam da bu nedenle bugün Mykolaiv’de yaşanan süreç dikkatle görülmelidir. Bu yazı Ukrayna’ya karşı bir öfke metni değildir. Türkiye-Ukrayna dostluğuna değer veren ve bu dostluğun yalnızca diplomatik açıklamalarda değil, sıradan idari uygulamalarda da hissedilmesini isteyen bir insanın acı uyarısıdır.

Bir baba çocuklarının yanında kalmak istiyor

Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, gazeteci, AK Parti kurucularından ve üç kız çocuğu babası Yusuf İnan’ım. 2013-2018 yılları arasında Ukrayna’da yaşadım, burada evlendim. Elif, Ayşe Aynur ve Zarina isimli üç kızım Ukrayna’da dünyaya geldi.

Ukrayna’da bulunduğum yıllarda ticari rekabet, baskılar ve çıkar çatışmaları nedeniyle hakkımda sahte ihbarlar yapıldı. Bu süreç beni çocuklarımı henüz çok küçük yaşta bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda bıraktı. Üç kızım yaklaşık sekiz yıl babasız büyüdü.

Yıllarca süren hukuk mücadelem sonunda Anayasa Mahkemesi, Başvuru No: 2022/48631 ve 09.12.2025 tarihli kararıyla lehime hak ihlali ve tazminat kararı verdi. Ardından İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi hakkımdaki yurt dışı çıkış yasağını kaldırdı.

Sekiz yıl sonra eşimin ve üç kızımın yanına, Ukrayna’nın Mykolaiv şehrine geldim. Ailem şehir dışında, güvenlik açısından zor bir bölgede yaşamaktadır. Çocuklarım Türkçe bilmedikleri ve mevcut düzenlerini bozmak istemedikleri için Türkiye’ye dönmeye ikna olmadılar.

Bir baba olarak tek isteğim çok basittir: Savaş şartlarında ailemin yanında kalmak ve çocuklarıma sahip çıkmak.

Güvenlik şartları sorumlu bir dil gerektiriyor

Bürokratik meseleyi anlatmadan önce bir hususu açıkça vurgulamak gerekir: Bu yazıda ofis adları, açık adresler ve görevli isimleri bilinçli olarak paylaşılmamaktadır.

Ukrayna savaş halindeki bir ülkedir. Kamu kurumları, idari binalar ve devlet görevlileri güvenlik riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle açık bir köşe yazısında hassas adres bilgilerini, ofis detaylarını veya görevli isimlerini yayımlamayı sorumlu bir davranış olarak görmüyorum.

Bu tercih, bilginin olmadığı anlamına gelmez. İlgili belgeler, tarihler, kurum ziyaretleri ve prosedür ayrıntıları yetkili Ukrayna makamlarına, Türkiye’nin diplomatik temsilciliklerine ve avukatlara resmi kanallar üzerinden sunulabilir. Ancak kamuya açık bir metinde Ukrayna kurumlarının ve personelinin güvenliği de gözetilmelidir.

Eleştirim Ukrayna’nın güvenlik ihtiyaçlarına değil; idari sessizliğe, evrakların teslim alınmamasına, başvurunun kayda geçirilmemesine ve yazılı, gerekçeli cevap verilmemesine yöneliktir.

Önceki sürekli oturum izni hukuki şüphelerle iptal edildi

Bu sürecin öncesinde Ukrayna’da sürekli oturum iznine sahiptim. Ancak bu izin, kanaatime göre hukuka ve adil idari prosedüre uygun olmayan şartlarda iptal edildi.

Bu nedenle bugün dile getirdiğim talep özel bir ayrıcalık istemi değildir. Hukuki açıdan tartışmalı biçimde kaybedilen bir statünün yeniden ve usulüne uygun olarak değerlendirilmesi talebidir.

Eğer devlet, sürekli oturum iznimin yeniden verilmesi için hukuki şartların oluşmadığını düşünüyorsa elbette buna ilişkin karar verebilir. Ancak bu karar resmi, yazılı, gerekçeli ve itiraza açık olmalıdır.

Evrakların teslim alınmadığı, başvurunun kayda geçirilmediği, kişiye ne karar ne de hukuki açıklama verildiği bir durumda başvuru sahibinin haklarını savunma imkânı ortadan kaldırılmış olur.

Göçmenlik süreci yön değiştirdi, evraklar yine alınmadı

Hukuka uygun olmayan biçimde iptal edildiğini düşündüğüm sürekli oturum iznimin yeniden değerlendirilmesi için gerekli belgeleri hazırladım. Ancak Mykolaiv’deki göçmenlik süreci ilerlememektedir. Başvuru evraklarım resmi olarak teslim alınmadı, dosyam incelemeye açılmadı.

Önce ikamet durumuma göre yönlendirilen birime başvurdum. Yaklaşık bir ay bekletildikten sonra başka bir birime gönderildim. Orada da bir aydan fazla süre boyunca evraklarım alınmadı, işlem yapılmadı. Daha sonra başka bir idari bölgeye bağlı olduğum söylenerek yeniden farklı bir yere yönlendirildim.

Bu süreçte prosedür bir bürokrasi labirentine dönüştü. Fakat değişmeyen tek şey şuydu: Evraklarım kabul edilmedi, başvurum resmi olarak kayda geçirilmedi, bana yazılı ve gerekçeli bir ret kararı verilmedi.

Hukuk devletinde kamu kurumu başvuru sahibini resmi kayıt oluşturmadan bir yerden başka bir yere göndermez. Evrakı teslim alır, kayıt numarası verir, dosyayı inceler. Eksik belge varsa yazılı bildirir. Ret varsa hukuki gerekçesini açıklar.

İdari sessizlik gizli bir cezaya dönüşmemelidir.

90 günlük süre insani baskıya dönüştü

Ukrayna’da 90 gün kalma hakkım bulunmaktadır. 13 Mart 2026 tarihinde Ukrayna’ya giriş yaptım ve yasal kalış süremden çok az zaman kaldı. Evraklarım işleme alınmadığı için ailemin yanında kalma imkânım fiilen engellenmektedir.

Göçmenlik makamları benden garantör istedi. Ukrayna vatandaşı bir aile dostumuz noter onaylı belgeyle garantör oldu. Kendi evim bulunmasına rağmen adres kaydı konusunda önce sorun olmadığı söylendi, daha sonra bunun kabul edilmeyeceği bildirildi. Ardından Ukrayna vatandaşı İ. Z. kendi evini adres kaydı için gösterdi. Buna rağmen başvurum yine işleme alınmadı.

Burada mesele yalnızca bir oturum belgesi değildir. Mesele, sekiz yıl babasız büyümüş üç kız çocuğunun yeniden babasından koparılma ihtimalidir.

Ukrayna çocuk haklarını savunurken bu çelişkiyi görmeli

Ukrayna, savaş boyunca çocuk hakları konusunda dünyanın vicdanına seslendi. Rusya tarafından götürülen Ukraynalı çocukların ailelerine kavuşturulması için büyük mücadele veriyor. Türkiye Cumhuriyeti de bu konuda Ukrayna’nın yanında durdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomatik girişimleri ve Türkiye’nin insani yaklaşımı, Ukraynalı çocukların dramına duyarsız kalınmadığını gösterdi.

Fakat aynı Ukrayna’da, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir baba, savaşın içindeki çocuklarının yanında kalmak isterken bürokratik engellerle karşılaşıyorsa burada ciddi bir çelişki doğmaktadır.

Ukrayna devleti çocukların ailelerinden koparılmasına karşı dünyadan destek isterken, yerel idari uygulamaların üç kız çocuğunun babasından ayrılması sonucunu doğurabilecek bir hale gelmesi kaygı vericidir.

Bu, Ukrayna’nın çocuk hakları mücadelesine de yardımcı olmaz. Çünkü çocuk hakkı evrenseldir. Ukraynalı çocuklar için ne kadar önemliyse, Ukrayna’da yaşayan Türk-Ukrayna kökenli çocuklar için de o kadar önemlidir.

İdari işlemler gözden geçirilmelidir

Evrakları teslim almamak, başvuruyu kayda geçirmemek, yazılı cevap vermemek ve kişiyi yasal kalış süresi bitene kadar belirsizlik içinde bırakmak sıradan bir idari gecikme olarak görülemez.

Eğer bir idari prosedür birkaç aşamada başvuru sahibinin evraklarını almıyor ve onu sürekli başka yerlere yönlendiriyorsa, bu durum en azından yetkili makamlarca ciddi biçimde incelenmelidir.

Bu bir ayrıcalık talebi değildir. Bu, usulüne uygun idari işlem talebidir.

Hiç kimse Ukrayna’dan yasalarını yok saymasını istemiyor. Aksine talep şudur: Evrakları teslim alın, başvuruyu kaydedin, dosyayı inceleyin, eksik belge varsa yazılı bildirin, ret varsa hukuki gerekçesiyle birlikte yazılı karar verin.

Hukukun üstünlüğüne saygı gösteren her devlette beklenen asgari standart budur.

Türkiye-Ukrayna dostluğu bürokraside de hissedilmeli

Türkiye, Ukrayna’nın en zor günlerinde yanında durdu. Ukrayna halkına kapılarını açtı. Çocuklara, kadınlara, ailelere destek verdi. Diplomasi yürüttü, insani yardım yaptı, barış arayışını sürdürdü.

Ben de Ukrayna’da bulunduğum yıllarda Türkiye’yi onurlandıracak ve Ukrayna halkının gönlünde güzel izler bırakacak insani faaliyetlerde bulundum. Emeklilere, ihtiyaç sahiplerine, dul ve yetimlere, şehit ailelerine, gazilere ve engelli organizasyonlarına destek verdim. Bu çalışmaların bilgi ve belgeleri www.fondinan.com adresinde mevcuttur.

Buna rağmen bugün bir baba olarak yalnızca evraklarımın teslim alınmasını ve çocuklarımın yanında yasal idari süreç içinde kalabilmeyi bekliyorum.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin, Ukrayna devlet kurumlarında yaşanan bu tür uygulamalardan haberdar olması gerekir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Ukrayna’da çocuklarının yanında kalmak isteyen bir Türk vatandaşının nasıl bir bürokratik çıkmaza sürüklendiğini bilmesi gerekir.

Bu yazı Ukrayna’ya karşı bir öfke yazısı değildir. Türkiye-Ukrayna dostluğunu korumak için yazılmış acı bir uyarıdır.

Dostluk yalnızca liderlerin açıklamalarında, diplomatik fotoğraflarda ve yardım kampanyalarında kalmamalıdır. Dostluk, göçmenlik süreçlerinde, konsolosluklarda, sınır kapılarında, polis merkezlerinde ve sıradan bir vatandaşın başvurusunda da hissedilmelidir.

Bugün beklenen çok basittir: Evraklar teslim alınmalı, başvuru kayda geçirilmeli, süreç hukuka uygun şekilde yürütülmeli ve bir baba üç kızından yeniden koparılmamalıdır.

Türkiye Ukrayna’nın çocuklarına sahip çıktı. Şimdi Ukrayna kurumları da bir Türk babanın çocuklarının yanında kalma hakkına saygı göstermelidir.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.